1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Fon krizinin perde arkası: 455 bin yatırımcıyı ilgilendiren soruşturma nasıl büyüdü?

Fon krizinin perde arkası: 455 bin yatırımcıyı ilgilendiren soruşturma nasıl büyüdü?

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’de yatırım fonları üzerinden yürütülen sermaye piyasası soruşturması, eylül ayında finans piyasalarının en önemli gündemlerinden birine dönüştü. Ancak dosyanın geçmişi eylül ayından daha eskiye uzanıyor.

Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) açıklamalarına göre bazı fonların düşük fiili dolaşıma sahip hisselerde, şirketlerin ekonomik gerçekliği ve temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerine neden olduğuna ilişkin tespitler 2025 yılının son çeyreğine kadar uzanıyor.

2026 yılının eylül ayında bazı fonlarda yatırımcıların paralarını çekmek istemesiyle birlikte likidite ve ödeme sorunlarının ortaya çıkması, daha önce yürütülen çalışmaların kamuoyunun gündemine taşınmasına neden oldu. Sonrasında 131 fonun tasfiyesi, kapsamlı bir adli soruşturma, çok sayıda gözaltı ve tutuklama geldi.

Dosyanın ilerleyen aşamalarında ekonomi dünyasının tanınmış isimlerinin yanı sıra eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın da adı gündeme geldi.

Süreç 2025’in sonlarında başladı

Bugün “fon krizi” olarak adlandırılan sürecin ilk resmi işaretleri, SPK’nın daha sonra yaptığı açıklamalara göre 2025 yılının son çeyreğinde ortaya çıktı.

SPK, bazı yatırım fonlarının özellikle fiili dolaşım oranı düşük hisselerde olağandışı fiyat hareketlerine neden olduğunu tespit etti. Kurula göre söz konusu hareketler, bazı şirketlerin ekonomik gerçekliği ve temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak seviyelere ulaştı.

Konu 2 Aralık 2025’te Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığındaki Finansal İstikrar Komitesi’nin gündemine taşındı. SPK 3 Aralık’ta konuya ilişkin bir çalışma grubu oluşturdu.

Takip eden aylarda yatırım fonlarının işleyişi, değerleme yöntemleri, takas süreçleri ve riskleri konusunda yeni düzenlemeler üzerinde çalışıldı.

2026 yazında yeni düzenlemeler geldi

SPK’nın açıklamasına göre 2026 yılının temmuz ve ağustos aylarında yatırım fonlarının değerleme ve takas süreçlerine ilişkin yeni uygulamalar devreye alındı.

28 Ağustos’ta ise Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber yayımlandı.

Amaç, fonların değerlerinin gerçeğe aykırı biçimde yüksek hesaplanması ihtimalini azaltmak ve sermaye piyasalarında oluşabilecek manipülasyon risklerini sınırlamaktı.

Ancak asıl kriz eylül ayında görünür hale geldi.

15 Eylül: İlk ödeme sorunu

15 Eylül’de Pusula Portföy’ün bazı yatırım fonlarında yatırımcıların katılma paylarını iade taleplerinin karşılanmasında sorun yaşandığı ortaya çıktı. Fon yönetimi, ilgili fonların hesabına işlem yapılan aracı kurumlarla mutabakat ve likidite yönetimi çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.

Yatırımcılar açısından sorun basitti. Fonlarında bulunan paralarını çekmek istiyorlardı ancak bazı fonlarda nakit yaratma ve ödeme sürecinde problem yaşanıyordu.

16 Eylül: Tera fonlarında da sorun çıktı

Ertesi gün benzer bir gelişme Tera Portföy tarafında yaşandı. Tera Portföy Hisse Senedi Fonu ile Tera Portföy Para Piyasası Fonu’nda katılma payı iade ödemelerinde temerrüt oluştuğu bildirildi. Böylece sorun tek bir portföy yönetim şirketiyle sınırlı olmaktan çıktı.

17 Eylül: SPK devreye girdi

17 Eylül’de SPK, yedi portföy yönetim şirketine ait fonlarla ilgili kapsamlı tedbirler aldı.

Tera Portföy, Pusula Portföy, Hedef Portföy, Atlas Portföy, A1 Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy tarafından kurulan bazı fonların işlemleri durduruldu.

SPK aynı süreçte 131 fonun tasfiyesine karar verdi. Bu fonlarda bulunan tekil yatırımcı sayısı ise 455 bin 758 olarak açıklandı. Böylece olay, birkaç portföy yönetim şirketinin yaşadığı likidite problemi olmaktan çıkarak yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren büyük bir dosyaya dönüştü.

Soruşturma adli boyuta taşındı

SPK’nın müdahalesinin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma genişledi. Soruşturmanın kapsamında sermaye piyasası mevzuatına aykırılık, nitelikli dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve örgütlü suç iddiaları yer aldı.

MASAK ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü de soruşturmaya dahil oldu. İncelemelerde yalnızca fonların işlemleri değil, fonlardan çıkan paraların kimlere ve hangi tarihlerde aktarıldığı da araştırılmaya başlandı.

Dosyada adı öne çıkan isimler

Soruşturmanın kamuoyunda geniş yankı uyandırmasının nedenlerinden biri de dosyada ekonomi, finans ve siyaset dünyasından tanınmış isimlerin bulunması oldu.

  • Fatma Betül Sayan Kaya — Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, eski AK Parti Genel Başkan Yardımcısı.
  • Emre Tezmen — Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı.
  • Prof. Dr. Emre Alkin — Ekonomist, akademisyen ve İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörü.
  • Prof. Dr. Kerem Alkin — Akademisyen, eski OECD Daimi Temsilcisi ve büyükelçi.
  • Alper Öztürk — Tera Portföy yöneticisi.
  • Muhammed Yarız — Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı.
  • Serdar Turhan — Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı.
  • Nihat Kırmızı — Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı.
  • Abdulkadir Özkan — Tera Yatırım yöneticisi.
  • Bülent Uygun — Tera Yatırım yöneticisi.
  • Erkan Kilimci — Eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı, Tera Holding bünyesinde yönetici.
  • Fecir Alptekin — Eski Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Tera Yatırım’ın eski bağımsız yönetim kurulu üyesi.
  • İlyas Kaya — Fatma Betül Sayan Kaya’nın eşi; Özata Denizcilik hisseleriyle ilgili iddialarda adı geçen kişi.
  • Melis Sandal — Mustafa Sandal’ın eşi; soruşturma kapsamında malvarlığı tedbiri uygulanan kişiler arasında adı geçen isim.

Tanınmış isimler arasında tutuklananlar

Soruşturmanın farklı aşamalarında çok sayıda kişi tutuklandı.

Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, ekonomist ve akademisyen Prof. Dr. Emre Alkin, eski OECD Daimi Temsilcisi Prof. Dr. Kerem Alkin, Tera Portföy yöneticisi Alper Öztürk ve Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan tutuklanan isimler arasında yer aldı.

Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız da soruşturmanın ilk aşamalarında tutuklandı.

Daha sonraki aşamada Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım yöneticileri Abdulkadir Özkan ve Bülent Uygun ile eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Erkan Kilimci de tutuklanan isimler arasında yer aldı.

25 Eylül’de Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturma kapsamında 76 kişi hakkında adli işlem yapıldığını, 45 kişinin tutuklandığını, 5 kişi hakkında adli kontrol uygulandığını, 12 kişi hakkında yakalama işlemi başlatıldığını ve 14 kişinin işlemlerinin devam ettiğini açıkladı.

Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı nasıl gündeme geldi?

Dosyanın siyasi boyut kazanmasına neden olan isimlerden biri eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya oldu. Kaya’nın adı, Özata Denizcilik (OZATD) hisseleri üzerinden gündeme geldi. Kaya’nın nisan ayında yaklaşık 63 milyon liralık hisse aldığı ve daha sonra yaklaşık 1,34 milyar liralık satış yaptığı iddiası kamuoyuna yansıdı.

Eşi İlyas Kaya hakkında da benzer hisse işlemlerine ilişkin iddialar gündeme getirildi. Bu rakamlar kamuoyuna siyasi açıklamalar ve haberler üzerinden yansıyan iddialardır.

Kaya görevlerinden ayrıldı

İddiaların kamuoyunda geniş şekilde tartışılmasının ardından Fatma Betül Sayan Kaya, 26 Eylül’de AK Parti’deki görevlerinden affını istedi. 27 Eylül’de AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kaya’nın görevlerinden ayrılma talebini kabul ettiğini açıkladı.

Böylece fon soruşturması, sermaye piyasalarından siyasi gündeme de taşındı.

Melis Sandal’ın adı neden geçti?

Dosyanın kamuoyunda dikkat çeken diğer isimlerinden biri ise Melis Sandal oldu. Mustafa Sandal’ın eşi Melis Sandal’ın soruşturma kapsamında malvarlığı tedbiri uygulanan kişiler arasında bulunduğu bildirildi. Bazı haberlerde Sandal’ın fonlardan yüksek miktarda para çektiği iddiaları yer aldı.

25 Eylül: Soruşturmanın boyutu ortaya çıktı

Adalet Bakanlığı’nın 25 Eylül’deki açıklamasıyla soruşturmanın büyüklüğü daha net ortaya çıktı. O tarihte:

76 kişi hakkında adli işlem yapıldı

45 kişi tutuklandı

5 kişi hakkında adli kontrol uygulandı

12 kişi hakkında yakalama işlemi başlatıldı

14 kişinin işlemleri ise devam ediyor.

Aynı süreçte çok sayıda şirket, fon ve gerçek kişinin malvarlığına yönelik tedbirler de gündeme geldi.

26 Eylül: Malvarlıklarına tedbir

Soruşturma kapsamında 42 gerçek kişi, 46 şirket ve 18 fon hakkında malvarlığı tedbirleri uygulanması gündeme geldi. Soruşturmacılar özellikle 1 Temmuz ile 16 Eylül arasındaki fon para çıkışlarını yüksek tutarlardan başlayarak incelemeye aldı. Böylece soruşturmanın en önemli başlıklarından biri, fonların yalnızca nasıl işlem yaptığı değil, fonlardan çıkan paranın nereye gittiği oldu.

27 Eylül: Bazı tedbirler kaldırıldı

Soruşturmanın son aşamasında ise önemli bir gelişme yaşandı. SPK’nın yeni değerlendirmelerinin ardından 45 şirket ve 19 fon hakkındaki malvarlığı tedbirlerinin kaldırıldığı bildirildi. 42 gerçek kişi hakkındaki tedbirlerin ise sürdüğü aktarıldı. Bu gelişme soruşturmanın sona erdiği anlamına gelmiyor. Soruşturma ve incelemeler devam ediyor.

455 bin yatırımcı ne olacak?

Dosyanın en önemli taraflarından biri, soruşturmanın doğrudan yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendirmesi. SPK’nın açıkladığı rakama göre tasfiye kapsamındaki 131 fonda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.

Tasfiye sürecinde yatırımcıların fonlardaki varlıklarının nasıl nakde çevrileceği ve hak sahiplerine ödemelerin hangi yöntemle yapılacağı SPK tarafından yürütülüyor. Bu nedenle dosyanın bundan sonraki en önemli başlıklarından biri, soruşturmanın hukuki sonucu kadar yatırımcıların tasfiye sürecinde paralarını ne zaman ve hangi miktarda geri alabilecekleri olacak.

Şimdi soruşturmanın yanıtlaması gereken sorular…

Fon krizinin merkezinde birkaç temel soru bulunuyor:

Bazı fonların değerleri nasıl oluştu?

Düşük fiili dolaşıma sahip hisselerdeki fiyat hareketleri nasıl gerçekleşti?

Fonlardan hangi tarihlerde ne kadar para çıktı?

Bu paralar hangi kişi ve şirketlere aktarıldı?

Yatırımcıların ödeme talepleri neden karşılanamadı?

Fonların değerlemeleri ile gerçek piyasa değerleri arasında ne kadar fark oluştu?

Ve en önemlisi:

Soruşturma sonunda hangi işlemlerin hukuka aykırı olduğuna ilişkin somut deliller ortaya konulabilecek mi?

Şu aşamada bu soruların tamamının kesin yanıtı bulunmuyor. Ortaya çıkan tablo ise 2025’in sonlarında SPK’nın tespit ettiği piyasa ve fon risklerinin, 2026 Eylül’ünde likidite sorunları ve adli soruşturmayla kamuoyunun gündemine taşındığını gösteriyor.

Dosyanın bundan sonraki seyrini, hem sermaye piyasası incelemelerinin hem de adli soruşturmanın ortaya çıkaracağı somut bulgular belirleyecek.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir