Sonbaharın gelişiyle birlikte kültür-sanat dünyası en görkemli dönemine adım attı. Fotoğrafın iki asırlık serüveninden Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın tarihi iki yüzüncü yıl dönümüne, ödüllü sinema galalarından dünya çapındaki sergilerin İstanbul prömiyerlerine kadar şehir, adeta dev bir sanat sahnesine dönüştü.
Sanat dünyası, uzun süredir sessiz kalan galerileri, tiyatro salonlarını ve açık hava sahnelerini hareketlendiren devasa bir etkinlik dalgasıyla yeni sezona “merhaba” dedi. Sinemadan klasik müziğe, fotoğraftan soyut resme kadar sanatın her dalı, izleyicilere hafızalardan silinmeyecek bir şölen sunuyor.
İki Asırlık Serüven: Fotoğrafın Doğuşu Şehre Yayılıyor
Bu sezonun en çok konuşulan etkinliklerinin başında, fotoğrafın icadının 200. yıl dönümünü merkezine alan devasa fotoğraf festivali geliyor. Şehrin tarihi dokusunu modern vizörlerle buluşturan organizasyon; Tophane-i Amire, Galata Okulu ve bomontiada başta olmak üzere 25 farklı mekanda sanatseverleri ağırlıyor. Martin Parr, Yann Arthus-Bertrand ve Jill Greenberg gibi dünya vizyonuna yön veren efsanevi isimlerin retrospektif seçkileri, adeta vizörden sızan birer insanlık tarihi niteliğinde.
Klasik Müzikte Tarihi Eşik: 200 Yıllık Çınar Sahne Alıyor
Müzik tarihinde ise eşine az rastlanır bir gurur ve ihtişam yaşanıyor. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO), tam 200. kuruluş yıl dönümüne özel olarak hazırladığı görkemli repertuarıyla yeni sanat sezonunun perdelerini araladı. Klasik müzik literatüründe bir dönüm noktası olan bu açılışa paralel olarak, yenilenen yüzü ve kusursuz akustiğiyle Cemal Reşit Rey Konser Salonu da kapılarını dünyaca ünlü tenorların eşsiz performanslarıyla müzikseverlere yeniden açtı.
Sinemanın Kalbi Attı: Altın Koza Ödülleri Sahiplerini Buldu
Beyazperdenin merakla beklediği büyük maraton tamamlandı ve Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde ödüller görkemli bir törenle sahiplerine teslim edildi. Türkiye sinemasının en seçkin örneklerinin yarıştığı gecede, sinema otoritelerinden tam not alan “Bir Arada Yalnız” filmi, gecenin en prestijli ödülü olan “En İyi Film” heykelciğini kucaklayarak yıla damgasını vurdu. Bu büyük sinema şöleninin hemen ardından, ülkenin dört bir yanında eş zamanlı süren Kültür Yolu festivalleri de Rami Kütüphanesi’ndeki el sanatları atölyelerinden tarihi mekanlardaki açık hava dinletilerine kadar geniş bir kapanış programıyla final turlarına başladı.
Galerilerde Küresel Esintiler ve Yerel Hazineler
Görsel sanatlarda ise baş döndürücü bir galeri trafiği hakim. İstanbul Modern, Semiha Berksoy’un içsel dünyasını ve sanatsal çığlığını yansıtan “Tüm Renklerin Aryası” retrospektifine ev sahipliği yapmaya devam ederken, Pera Müzesi de dünya yaşayan soyut resminin en büyük otoritelerinden Frank Bowling’in altmış yıllık sanatsal birikimini Türkiye’de ilk kez sergiliyor. Bağımsız sanata destek misyonuyla öne çıkan çağdaş sanat alanları ise Beşiktaş’taki yeni koleksiyon arşivleriyle genç yetenekleri koleksiyonerlerle buluşturuyor.
Şehirde adeta bir rönesans havası estiren bu sanat yoğunluğu, önümüzdeki aylarda da artarak devam edecek gibi görünüyor.