Erdem Kaya
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KÖŞE YAZISI
  4. CENNETİN ÇOCUKLARI

CENNETİN ÇOCUKLARI

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Psikologlar seanslarında “sizin çocukluğunuza inelim” der. Ve bir çoğumuz arkadaşlar arasında
yapılan şakalaşmalarda da “Senin çocukluğuna inmeli,” bu cümleyi sıkça kullanırız.
İşte insan ne öğreniyorsa çocukluğunda öğreniyor. Yaşadıkları, yaşayamadıkları, gördükleri,
hissettikleri sanki paslı bir mıhla beynine ve yüreğinin bir köşesine kazıyor. Son zamanlarda
yaşanan akran zorbalığı ve cinayetleri bunu ortaya sermektedir. Öldüren hangi kafa yapısında
büyüdü de bir başka cana gözünü kırpmadan kıyabilecek kadar canileşebiliyor?
Hadi gelin hepimiz çocukluğumuza inelim.
Çünkü hepimizin çocukluğundan kalma travmalarımız vardır.
Bazen küçük bir detay bizim o travmalarımızı tetikleyebilir.
İşte bunun bilincinde olarak çocuklarımızı ona göre yetiştirelim, ilerde onun hatırlayacağı,
üstesinden gelemeyeceği kötü travmalar yaşatmayalım onlara.
İnsan hayatında birçok şeyden ilham alır, aldığı ilhamla da yolunu çizer.
Bazen bu yol kurtuluşa götürürken, bazen yokuş yukarı yorar, bazen de yokuş aşağı doğru sert
bir inişle tepetaklak eder adamı.
Eğer güçlü, mutlu, huzurlu bir çocukluk yaşadıysak, düştüğümüz zaman kalkması daha kolay
olur. Ya kötü bir çocukluk yaşadıysanız. İşte o fena…
Benim çocuklar konusunda hassasiyetimi ailem, yakınımdaki dostlar iyi bilirler.
Bunu, sokak çocuklarının hayatını, aile çocuk ilişkisini anlatan “Üşüyen Düşler” kitabımı
okuyan okurlarımda görmüştür.
Size, kitabımda da konu aldığım sokak çocukları gibi, sokağa itilen, büyüyen ve büyüyene
kadar çektiği zorlukların onda bıraktığı izleri ve üzerine yapışan etiketi silmeye çalışan bir
adamın hikayesinden söz edeceğim.
Daha doğrusu bir diziden bahsedeceğim.
“Cennetin Çocukları”
Erdem Hocam dizilerden bıktık, sizde mi dediğinizi duyar gibiyim. Bu dizi birçok dizinin aksine
ailecek izlenebilecek bir dizi olmuş. İzlersiniz izlemezsiniz tercih sizin tabi.
Belki birçok kişi izlerken sıkılabilir. Çünkü içerisinde aksiyon az, kan para, ihtiras, ihanet,
sadakatsizlik, ahlaksızlık yok, aksine manevi değerleri önde tutarak, insani ilişkileri,
unuttuğumuz sıcak aile bağlarını anlatan bir dizi olmuş.
Amacım size dizinin güzellemesini yapmak, diziyi izleme konusunda telkinde bulunmak değil
tabi. İzlediğimde beni etkileyen birçok sahnesinden sadece birisini sizinle paylaşacağım.
Önce izlemeyenler için dizinin ana konusunu anlatayım, daha sonrada etkilendiğim sahneden
söz edeyim.

Özet: Büyük İskender doğduğu gün ikizinden, annesi Cennet’in koynundan öldü diye çalınıp,
satılarak evlatlık verilir. Daha sonra evlatlık alan ailenin çocuğu olunca bunu tekrar yurda geri
verirler. İskender yurttan kaçar, sokaklarda büyür, suça karışır hapse düşer. Daha sonra zengin
bir iş adamı onu evlat edinir. Adamın birde oğlu vardır İskender’i hep kıskanır. Tabi bu zengin
iş adamı pek de akça pakça biri değildir, haliyle İskender de onun yanında bir kabadayı, bir
suçlu olarak yetişir.
Birgün adamın oğlu önce babasını sonra İskender’i öldürmeye kalkar, İskender’in çocukluk
arkadaşı onu kurtarır ve İskender’in ailesinin yaşadığı kasabaya onu yaralı halde bırakılır.
Gerçek ailesini bulur ama geçmişi peşini bırakmaz.
Neyse bu kadar yeter, dizinin hepsini anlatacak değilim tabi. Gelelim etkilendiğim
sahnelerden birine.
12-13 yaşlarında çocuklar sokakta birbirlerine karşı diklenerek, kasabalıdan duydukları
kadarıyla, örnek aldıkları İskender’ i taklit ederek kabadayılık oyunu oynarlar. İtişip kakışırlar.
Her çocuk kabadayı lideri İskender benim diye öne çıkmaya kalkar.
Bunu gören İskender merakla çocuklara sorar;
“Siz ne yapıyorsunuz burada?”
“Oyun oynuyoruz İskender abi, bizde senin gibi olmak istiyoruz”
“Bu nasıl oyun lan böyle?”
Çocuklar;
“Kabadayılık oyunu abi”
“Abi bizde senin gidi olmak istiyoruz.”
“Kasabada herkes seni konuşuyor.”
“İstanbul’da senden büyük kabadayı yokmuş”
“Bizi de al yanına, senin adamın olalım abi”
“Ne istersen yaparız.”
İskender yutkunarak çocuklara bakarak biraz düşünür.
Sonra;
“Ne istersem yapar mısınız?” diye sorar.
Çocuklar;
“Ne istersen abi”
Çocuklardan bu cevabı alınca;
“O zaman gelin benimle” der ve İskender önde çocuklar arkasında giderler.
Çocuklar bu durumdan çok mutludur. Kendi aralarında konuşurlar.

“Şimdi biri yan baksın da görelim” diye böbürlenirler.
Ama durum hiçte çocukların düşündüğü gibi olmamıştır. Çünkü İskender çocuklara peynir
tenekesi taşıtır, yaşlı bir kadının odunlarını kırdırıp, taşıtır. Sonra iş bitince çocuklara birer
gazoz ısmarlar.
Gazozları tek tek açıp çocuklara verir.
“Hadi bakalım afiyet olsun” deyip gitmek için hareketlenir.
Çocukların kafası karışmıştır, merakla sorarlar;
“Abi onca iş yaptık, bunun kabadayılık la ne alakası var.?”
“Biz çatışma istiyoruz”
“Biz aksiyon istiyoruz” diye yakınırlar.
İskender geri dönüp;
“Ne Aksiyonu? Ne çatışması lan? Siz kaç yaşınızdasınız da çatışma istiyorsunuz? Ananız
babanız evde hiç sizinle konuşmuyor mu?”
Çocuklar beklemedikleri bu tepkiye karşı şaşırıp, başlarını öne eğerler.
İskender devam eder;
” Bana bakın, kulağınızı açıp beni iyi dinleyin. Delikanlılıkla, kabadayılık la serseriliği birbirine
karıştırmayın. Delikanlı dediğin yardıma koşar ihtiyacı olana. Bugün odun kırarsın, yarın
elinden tutar karşıdan karşıya geçirirsin. Delikanlı adam yardıma koşan adamdır. Dışarda; Ne
bakıyorsun lan diye mevzu çıkarmak, işte bu serseriliktir. Birbirine karıştırmayın bunu. Bak; bir
tetiği çekmek için güç gerekmez, güç nedir biliyor musun? Kimsenin ekmeğiyle oynamadan,
kendi ekmeğini kazanabilmektir. Yalansız yaşayabilmektir. Sen akşam yastığa kafanı rahat
koyabiliyorsan, en büyük kabadayı sensindir aslanım. Oğlum bırakın bu işleri okuyun, okuyun.
Silah yerine kalem, defter kitap taşıyın. Bu vatanın size ihtiyacı var. Okuyun ki yarın haksızın
karşısında durabilin. Haklı birini görünce de boşuna artistlik yapmayın. Anladınız mı”
“Anladık abi”
“Hadi şimdi doğru okula” çocuklar giderken arkalarından acı acı bakar.
İşte dizide buna benze birçok etkileyici, eğitici sahneler var. Özellikle çocuklarımızı ve son
zamanlara yaşanan, çocukların çeteler tarafından kullanılması, akran zorbalığı ve akran
cinayetleriyle ilgili olduğu için bu sahneyi paylaşmak istedim.
Dilerim hiçbir çocuğun büyüdüğünde “çocukluğuna inmek” gerekmesin…
13.02.2026 Erdem KAYA
erdemkaya.gonulsesi@hotmail.com

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yeni Odak Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!