Hiç kimse kusura bakmasın…
Bundan yüz yıl sonra kimse seni hatırlamayacak. Ne adın kalacak ne yüzün.
Bir fotoğrafın bile kalırsa, en fazla “bu kimdi?” diye sorulacak. O kadar.
Torunun belki seni bilir, onun çocuğu emin değil.
Sonrası mı? Yok hükmündesin.
Ben kendi hayatımdan biliyorum.
Babamın babasını zar zor hatırlıyorum. O da bir anı kırıntısı: Kucağında oturuyorum, elma veriyor. Hepsi bu. Ne yaşamış, ne için savaşmış, neyi doğru neyi yanlış yapmış, hiçbiri umurumda bile olmamış. Babama da sormadım.
Daha gerisi mi? Yok. Sanki hiç yaşamamışlar, şimdi dön kendine bak…
Sen neyin peşindesin?
Bir unvan için mi parçalıyorsun kendini?
Üç kuruş fazla kazanacağım diye mi tüketiyorsun ömrünü?
İnsanlara kendini ispat etmek için mi yaşıyorsun?
Kime neyi ispat ediyorsun?
Bak acı gerçeği söyleyeyim:
Sen sandığın kadar önemli değilsin.
Ben de değilim. Kimse değil.
Hepimiz birkaç kuşaklık bir hatırayız. Sonrası siliniyor.
Ama asıl mesele burada başlıyor.
Madem unutulacaksın…
O zaman neden başkalarının hayatını yaşar gibi yaşıyorsun?
Neden başkalarının doğrularına boyun eğiyorsun?
Neden “el alem ne der” diye kendi hayatını çöpe atıyorsun?
İnsan yalnız doğar ve yalnız ölür.
Aradaki kalabalık sadece oyalama.
Ailen, çevren, dostların, hepsi sen var olduğun sürece var. Sen düştüğünde, hayat onların içinde devam eder. Kimse senin kadar seni düşünmez. Düşünemez.
O yüzden açık konuşalım:
Kendin için yaşamıyorsan, boşa yaşıyorsun.
Fedakârlık diye diye kendini yok edenler…
Onay almak için kişiliğini satanlar…
Başkalarının hayatında figüran olup bunu “erdem” sananlar…
Hepsi sonunda aynı yere çıkıyor:
Sessiz, izsiz, değersiz bir unutuluş.
Evet, bir gün unutulacaksın. Bu kaçınılmaz.
Ama nasıl unutulacağın senin elinde.
Ezilmiş, bastırılmış, başkaları için yaşamış biri olarak mı?
Yoksa kendi yolunu açmış, kendi sözünü söylemiş biri olarak mı?
İz bırakmak, herkesin seni hatırlaması değildir.
İz bırakmak, kendini harcamamaktır.
Şunu aklına kazı:
Bu hayat senin.
Ve senden başka kimse bunun hesabını vermeyecek.
Ya kendi hayatını yaşarsın…
Ya da başkalarının hikâyesinde silik bir gölge olursun.
Karar senin