1. Haberler
  2. Magazin
  3. DÜZCE’DE “EVLİLİK VAADİYLE DOLANDIRICILIK” İDDİASI: TARAFSIZLIK TARTIŞMASI VE MEDYANIN SORUMLULUĞU

DÜZCE’DE “EVLİLİK VAADİYLE DOLANDIRICILIK” İDDİASI: TARAFSIZLIK TARTIŞMASI VE MEDYANIN SORUMLULUĞU

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İddialar ve yanıt

Show TV’de yayımlanan ve sunuculuğunu Esra Erol’un yaptığı programda gündeme gelen olayda Nazan Ünal, Kral’ın kendisini evlilik vaadiyle Düzce’ye çağırdığını ve maddi zarara uğrattığını iddia etti. Programın ardından sosyal medyada konuyla ilgili çok sayıda paylaşım yapıldı.

Burhan Kral ise iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu. Ünal ile aralarındaki ilişkinin ticari çerçevede olduğunu belirten Kral, “26 yaşındaki bir gencin ticari hayatıyla oynuyorlar. Kimsenin umurunda değil. Zoruma giden bu” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Kral, itibarının zedelendiğini belirterek hukuki yollara başvurduğunu ve gerekli belgeleri mahkemeye sunacağını ifade etti.

Program sırasında Ünal’ın yüzündeki belirgin dövmeler de sosyal medyada dikkat çekti ve çok sayıda yoruma konu oldu. Ancak uzmanlar, fiziksel görünüm ya da kişisel tercihler üzerinden yapılan değerlendirmelerin, iddiaların özünden bağımsız olduğu ve konunun hukuki boyutuyla ilişkilendirilmemesi gerektiği görüşünde birleşiyor.

Hukuki süreç ve masumiyet karinesi

Olayla ilgili henüz kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor. Hukukçular, kamuoyuna yansıyan bu tür iddialarda masumiyet karinesinin korunmasının hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor. Kişiler hakkında yargı kararı olmadan yapılan yayınların, özellikle ticari itibarı ve özel hayatı doğrudan etkileyebileceğine dikkat çekiliyor.

Televizyon programlarının ahlaki sorumluluğu

Uzmanlara göre, gündüz kuşağı programlarının reyting baskısı ile hareket etmesi, kişisel ihtilafların milyonlarca kişinin önünde tartışılmasına yol açabiliyor. Bu tür yayınlarda:

  • İddia ile suçlama arasındaki çizginin net biçimde ayrılması,

  • Karşı tarafın söz hakkının dengeli şekilde verilmesi,

  • Özel hayatın gizliliğine saygı gösterilmesi,

  • Henüz yargıya intikal etmiş ya da sonuçlanmamış dosyalarda hüküm verici dil kullanılmaması

temel etik ilkeler arasında yer alıyor.

Medya etiği uzmanları, özellikle “evlilik vaadiyle dolandırıcılık” gibi ağır ithamların canlı yayın ortamında tartışılmasının, taraflardan birinin sosyal ve ekonomik hayatında telafisi güç zararlara yol açabileceğini belirtiyor. Bu nedenle yayıncı kuruluşların hem hukuki hem de ahlaki sorumluluk taşıdığına dikkat çekiliyor.

Kamuoyunun rolü

Sosyal medyada hızla yayılan iddialar, çoğu zaman yargı sürecinden önce toplumsal bir hüküm oluşturabiliyor. Uzmanlar, kamuoyunun da bu tür olaylarda kesin yargılardan kaçınması ve sürecin hukuki zeminde sonuçlanmasını beklemesi gerektiğini ifade ediyor.

Olayla ilgili yargı sürecinin nasıl ilerleyeceği ve tarafların iddialarının mahkeme tarafından nasıl değerlendirileceği önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Yeni Odak Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!