Pınar Erdem
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KÖŞE YAZISI
  4. Ve sen… Sen gelmeden önce de seni biliyordum…

Ve sen… Sen gelmeden önce de seni biliyordum…

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sen geldiğinde hiç yabancı değildin. İçimde tanıdık bir his vardı. Sanki daha önce de hissetmişim gibi, sanki seni zaten biliyormuşum gibi. Ve o an anladım. “Ben bu hissi tanıyorum” dedim içimden. Yabancı değildi bu duygu, aksine fazlasıyla tanıdıktı. Sanki sen gelmeden önce de içimde bir yerlerde vardın. Adını bilmiyordum belki, ama yerini biliyordum. Sen gelmeden önce de seni biliyordum…

Yıllar önce, liseye giderken içimde yaşayan o masum genç kızın sessiz sorusunun cevabısın aslında.

“Acaba beni kim bulacak?” dediği o günlerin, kendi içinde büyüttüğü o saf merakın karşılığısın.

O kız, kolay anlaşılabilen biri değildi aslında. İçi çok derindi, kalbi çok şey hissediyordu ama herkes o derinliğe dokunamıyordu. Çünkü o, sıradan bir anlaşılma değil; gerçekten görülmek, gerçekten hissedilmek istiyordu.

Kalbi çok temizdi. Saf, kırılgan ama bir o kadar da güçlü… Bu dünyaya gelişinin bile bir anlamı olduğunu o yıllarda içinde hissediyordu. Ama onu gerçekten anlayacak, o kalbin içindekini görebilecek birinin varlığına inanmak istiyordu.

İşte tam da bu yüzden, içinde kocaman bir boşluk vardı. Adını koyamadığı ama varlığını hep hissettiği bir eksiklik… Çünkü biliyordu; onu herkes anlayamazdı.

Ama bir gün biri gelecekti. Onu olduğu gibi görecek, o karmaşık görünen duygularını bile sade bir şekilde anlayacak, hiç anlatmadan bile hissedecekti.

Ve o boşluğu dolduracak kişi sadece biri değil, “doğru kişi” olacaktı.

Ve şimdi dönüp baktığımda anlıyorum; o masum kızın içindeki o derin beklenti, o tarifsiz boşluk boşuna değilmiş.

Çünkü sen, o boşluğun cevabı gibi geldin hayatıma. Beni anlatmadan anlayan, en sessiz yerlerime bile dokunabilen kişi olarak…

Evet, çok geç geldin…

Belki de gerçekten tam zamanında ama eksik bir yerden geldin. Hayat seni bana ulaştırdı ve biz, hiç tereddüt etmeden başladık bu hikâyeye.

Seni gördüğüm anda yabancı değildin bana; sanki çok önceden içimde bir yerde yerin hazırdı. Çünkü o an ben biliyordum, bu bir tesadüf değildi.

Belki de hiç girmemem gereken bir ilişkiydi. Ama kendimi bu ilişkiyi yaşamaktan alıkoyamadım. Mantığımın önüne geçemedim. Kendime “dur” diyemedim, geri çekemedim. Çünkü sana karşı içimde oluşan şey, her geçen gün daha da büyüdü. Ve ben, fark etmeden, adım adım sana daha çok bağlandım.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir