Salih Cengiz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Edebiyat
  4. ATATÜRK’ÜN ÇAVUŞLARI ALİ ÇAVUŞ (1897-1987) KAZIM ÇAVUŞ (1911-1980)

ATATÜRK’ÜN ÇAVUŞLARI ALİ ÇAVUŞ (1897-1987) KAZIM ÇAVUŞ (1911-1980)

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

1936 yılının ilk günlerinin birinde bir akşam toplantısında Atatürk, o zamanki Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan ve beraberindekiler memleket meseleleri hakkında konuşurlar. Asıl konu ülkenin eğitim sorudur. Anadolu’daki 40 bin köyün 32 bininde okul yoktur. Okuma yazma oranı sadece %6’dır. Halktan ancak askere gidenler okuma yazma bilmektedirler.

Atatürk, sorunu çözmek için rütbesi askerde çavuş olup aritmetik ve geometri bilenlerden, hatta askerde topçu eğitimi alanların kısa bir kurstan sonra okullarda eğitmen olarak görevlendirmesini ister. Öğretmen açığını bu şekilde kapatmak düşüncesindedir.

Atatürk’ün önerisinin kabul edilmesinden sonra duruma uygun kişiler seçilerek Eskişehir Çifteler bucağının Mahmudiye köyündeki haralardan (at çiftliği) bir bölümü bu iş için ayrılır. Buranın seçilmesinin nedeni tarım ve hayvancılığa uygun yer olmasıdır.

Kurs yerine biri eğitim alanında diğeri tarım alanında uzman iki müfettiş atanır. Kursa katılanlara birinci, ikinci ve üçüncü sınıf öğrencileri için hazırlanmış taslak okul kitapları  dağıtılır. Aynı kitaplardan köy okullarına da gönderilir. Kurs öğretmenlerinin, halkın, öğrencilerin, müfettişlerin fikirleri ve görüşleri alındıktan sonra kitaplara son şekli verilir.

Daha çok Ankara ve Tunceli’den seçilen ve yaşları yirmi dokuz ve otuz dokuz olan 84 eğitmen adayı Eskişehir Çifteler-Mahmudiye’de kursa alınır. Kurs 8 ay süreli olup Mart- Ekim ayları arasında yapılacaktır. Kurslarda okuma yazma, Aritmetik, Yurttaşlık ve Yaşama Bilgisi ve Tarım-İş dersleri okutulmaktadır. Dersler dışarıya konan sıralarda, sabah altıdan gece saat ona kadar devam etmektedir. Kursiyerler kümeler hâlinde ders işlemektedir. Her kümede tarım okulu ve öğretmen okulu çıkışlı birer öğretmen ders vermektedir.

Kursiyerlerin eğitim gördüğü bu yerde modern tarım ve hayvancılık, sebze meyve yetiştiriciliği ve atölye dersleri verilmektedir. Kursiyerler daha çok atölye derslerini severek yapmaktadırlar. Bina ve çatı yapma teknikleri ise Macaristan’dan gelen öğretmen ustalar tarafından verilmektedir. Kurs bitince Ankara’da açılan sınavlara giren eğitmen adayları diplomaların alır ve eğitmen olurlar.

Eğitmenlerin gittikleri köydeki okullar üç yıllık olacak ve ara sınıflara öğrenci alınmayacaktır. Üç yıllık ilkokulu bitirenlere diploma verilecektir.

1936-1937 yılları içinde 84 eğitmen yaptıkları tahta bavulları ile gittikleri nüfusu 400’den az olan köylerde veya yakın köylerde eğitime başladılar.

Bu eğitmenlerden ikisi Tokat bölgesinde okuma yazma oranının en yüksek olduğu ve çevresine göre “Kültürün Başkenti” olarak bilinen Geyran (Yazıcık) köyünden Ali Şen (Ali Çavuş) ve Kazım Bülbül (Kazım Çavuş)’dür. Bu çavuşlar eğitmenlik kurslarını bitirerek biri Erikbelen köyüne, diğeri de Yeşilçam köyüne eğitim süresi üç yıl olan okullara eğitmen olarak atandılar. 1945 yılından sonra köy enstitüsü mezunu öğretmenlerin atanması ile görevleri sona erdi. Ancak bu iki eğitmen uzun yıllar ilkokulların 1. ve 3. sınıflarında yıllarca eğitim vermeye devam ettiler. Onlar “ATATÜRK’ÜN ASKERLERİ”ydi.

İşte köy enstitülerine giden yolun başındaki eğitimin hikâyesi böyle başlar. Daha sonra çıkarılan bir kanunla köy enstitülerinin kurulması için ilk adımlar atılmış olur. İlk önce Eskişehir Çifteler ve İzmir Kızılçullu Köy Öğretmeni Okulları açılır.

Başta Atatürk olmak üzere ülkenin çağdaşlaşmasında emeği geçenlere saygı ve özlemle…

Salih Cengiz/Eğitimci-Yazar

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

Giriş Yap

Yeni Odak Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!