Cumhuriyeti bir yönetim biçimi olarak ele aldığımızda millî egemenlik, seçim, kamu yararı,
hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı gibi temel ilkeleriyle karşımıza çıkar. Ancak bugün
bu ilkelerin ciddi biçimde yara aldığını görüyoruz. Cumhuriyetin temel ilkelerinin
zayıflatılması, Cumhuriyetin yalnızca bir yönetim biçimi olarak anılması tehlikesini de
beraberinde getirmiştir.
Cumhuriyet, yönetim biçimi olmanın dışında eşitliğin, özgürlüğün ve çağdaşlaşmanın
simgesidir. Bu sebeple kadın ile Cumhuriyet arasındaki bağa değinmek gerekir.
Cumhuriyetin ilanı, Türk kadınının toplumsal hayattaki yeri ve hakları açısından önemli bir
dönüşümün yolunu açmıştır. Eğitimden hukuka, çalışma hayatından siyasete kadar pek çok
alanda gerçekleştirilen yenilikler, kadınların toplumsal ve kamusal alana katılımını
güçlendirmiştir. Kadınların kazandığı siyasal haklar da bu dönüşümün bir parçasıdır. 1930
yılında belediye seçimlerine katılma, 1933 yılında muhtar seçme ve ihtiyar heyetlerine
katılma, 1934 yılında ise milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. 1935 yılında yapılan
seçimlerde TBMM’de 17 kadın vekil görev almıştır.
Ancak kadın ile Cumhuriyet arasındaki bağı yalnızca geçmişte kazanılmış haklarla
değerlendiremeyiz. Çünkü Cumhuriyetin bize gösterdiği hedef; kadınların toplumun
geleceğini belirleyen kararlarda eşit söz sahibi olması, kendi yaşamlarında özgürce karar
verebilmesi ve ülkenin yönetiminde etkin biçimde yer almasıdır.
Cumhuriyetin gerçek anlamı, eşitliğin yalnızca kâğıt üzerinde kalmadığı; kadınların yaşamın
her alanında özgür, eşit ve güven içinde var olabildiği bir toplumu kurabilmektir.
Cumhuriyet, Türk kadınını görünür kılmış, kadına eşit yurttaşlık bilinciyle toplumu
şekillendirme hakkının yolunu açmıştır.
Bugün bize düşen görev, bu mirası gururla anmaktan daha ziyade ona sahip çıkmaktır.
Kadınların eğitimde, bilimde, sanatta, siyasette, çalışma hayatında ve karar mekanizmalarında
eşit biçimde yer alması için mücadele etmektir.
Cumhuriyetin temel ilkeleri yara alsa da kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesi
devam ediyor. Kadınlar toplumun her alanında var olmaya devam ettikçe Cumhuriyet var
olacaktır. Cumhuriyet var oldukça toplumu şekillendiren kadınlar var olmaya devam
edecektir.
Cumhuriyet, yalnızca geçmişten kalan bir miras değil, her kuşağın yeniden sahip çıkması
gereken ortak değerimizdir. Bu vesileyle Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal
Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı için mücadele eden
tüm kadın ve erkek kahramanlarımızı saygı, minnet ve şükranla anıyoruz.
Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun!
Yaşasın Cumhuriyet!
KADIN VE CUMHURİYET
Paylaş