Erdem Kaya
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KÖŞE YAZISI
  4. DİZİ DİZİ DİZİLER, HEP ÖZÜMÜZÜ YEDİLER

DİZİ DİZİ DİZİLER, HEP ÖZÜMÜZÜ YEDİLER

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hayatımız da bizimle bütünleşen şey nedir?
Tabi ki televizyon.
Ben televizyon izlemem diyen kişiler bile en azından haberleri izler.
Ben hiç dizi izlemem diyenlerin birçoğunun ise mutlaka her diziyle ilgili küçükte olsa bir fikri vardır.
O kadar çok dizi var ki hangisini izlesek diye şaşırıyor insan. Aslında son dönemde çekilen dizilerin hepsinin genelde konusu birbirine yakın. Oyuncular başka, yer mekân başka ama sanki aynı diziyi izliyor gibiyiz.
İçlerinde çok kaliteli yapımlarda yok değil, onlara haksızlık etmek de olmaz tabi. Eskiden diziler sanki daha eğiticiydi. Topluma, aile ilişkilerine katkısı büyüktü. Eksiklerimizi, yanlışlarımızı düzletmeye bize yardımcı olurlardı.
Yeni nesil bilmez 15-20 sene öncesinde mükemmel diziler vardı. Bu dizleri izleyen birisi olarak kendimi çok şanslı sayarım,
Mesela; Bizimkiler, Yedi Numara, Süper Baba, Perihan Abla, Hayat Bilgisi, Mahallenin Muhatları, İkinci Bahar, Ekmek Teknesi, Ayrılsak ta Beraberiz, Kaynanalar, Avrupa yakası, Çiçek Taksi, Çocuklar Duymasın, Leyla İle Mecnun, daha birçok dizi örneği verebilirim size. Belki de bir çoğunuz bu dizileri izlediniz. Ne yazık ki yeni nesil böyle muhteşem sanat eserleriyle tanışamadı.
Sanat eseri diyorum çünkü o dizlerde sanat kokusu vardı. Oyuncu paradan önce sanatını icara etmeye çalışıyordu. Boyu posu ya da güzelliğiyle değil, eğitimini almış kişiler o dizlerde rol alabiliyordu.
O dizilerde eğitim vardı, terbiye, ahlak, insan sevgisi, aile bağları, arkadaş ilişkileri, geçmişe verilen değer var. Vardı da vardı işte.
Ya şimdi?
Yeni bir dizi başlıyor. Hikâye mükemmel, oyuncular hususi seçilmiş. Efekti, müziği, jeneriği insanı cezbediyor. Ama bu mükemmellik birkaç bölüm sonra değişiyor. Dizi oyuncuların oyunları sıradanlaşıyor, diziyi uzatmak için hikâye değişiyor, birkaç bölüm sonra bakıyorsunuz dizinin başladığı hikâye ile şu an ki bölümler arasında uçurumlar var. Oyuncular aynı olsa da sanki bambaşka bir dizi izliyormuşsunuz gibi oluyorsunuz.
Peki ya şimdi ki diziler topluma ne mesaj veriyor?
Toplumun gelişimine eğitimine ne kadar katkı sunuyor?
Ülke sanatına kattığı değer nedir? Sanatsal yönden gençler bundan nasıl istifade ediyor, kazanımları ne oluyor?
Gerçek kültürümüzü, örfümüzü adetimizi, tarihimizi deforme etmeden, gençleri geleceğe hazırlayabiliyor mu?
Peki ya zamane dizileri bize ne diyor?
Gençlere; istediğiniz olmadığında yakın yıkın, ortalığı dağıtın diyor. İstediğiniz olana kadar anne babanızla konuşmayın, onlara mesafeli olun, sonunda istediğinizi alırsınız diyor.
Zengin ve gösterişli marka yerlerden giyinin, anne babanız buna mecbur, sizi kolejlerde okutmalı, sizi dünyaya getirdilerse size bu imkanları sunmak zorundalar. Sizin falancının filancının çocuğundan ne eksiğiniz var diyor.
Mutlaka kafelere gidip, işe okula gitmeden kahve içmelisiniz, hem de adını bile söyleyemediğiniz o kahvelerden içmelisiniz. Herkes öyle yapıyor sizin neyiniz eksik diyor.

Sadece kızlar değil erkeklerde dekolte giymeli, çünkü dizilerde herkes özgürce giyiniyor. Hatta köylü dizilerinde, en muhafazakâr denilen illerde çekilen, oranın örfünü adetini töresini anlatan dizilerde bile kızlar mini etek, göğüs dekoltesi giyip lüks ciplerde boy gösteriyor. O yörede yaşayan Anadolu’nun saf temiz gençlerine öyle giymek sizin de hakkınız diyor. İstediğiniz yerde gecelik gibi giysilerle bile gezebilirsiniz diyor.

Kadın akraba hatta kardeşlerle evlenip boşanıyor, aynı evde birlikte yaşıyorlar. O bunun eşiyle, bu onun eşiyle, o bu ayrılıp evleniyor ve bu sapkınlıkları da bize medeniyet olarak sunuyorlar. Akraba içi çarpık ilişkiler normalmiş gibi gösteriliyor, böyle yaşamakta bir sakınca yok diyor.

Dizilerde herkesin şirketi var, işçi olarak giren bile alavere dalavere yaparak şirketi ele geçirebiliyor, o kadar basit yani. Eee sizin neyiniz eksik? Sende her türlü dalavereyle kestirmeden zengin olabilirsin diyor.
Kimse çalışmıyor ama bol para harcıyor, kredi kartları havada uçuşuyor. Memuru, sekreteri bile havuzlu evlerde ya da plazalarda yaşıyorlar. Eee onlar öyle yaşıyorsa senin onlardan neyin eksik, böyle yaşamak için her yolu denemelisiniz diyor.

Lüks yaşamak için her şey mübah sanki.
Sanki zengin olan herkes kötü kalpli. Zengin olacaksan kimseye acımayacaksın önüne geleni ezip geçeceksin, her türlü ahlaksızlığı yapacaksın diyor.
Dizilerde kim kimin yatağında belli değil. Sanat diye dakikalarca öpüşme sevişme sahnelerini izletiyorlar. Sizde canınız kiminle isterse onunla olabilirsiniz, evli bekar fark etmez diyor.
Herkes istediği suçu işliyor, avukatı gelip hooop 1 saatte dışarı çıkıyor. Adam sinek öldürür gibi insan öldürüyor sonra halkın kahramanı oluyor. Arkadaş kahraman ya, hiç ceza almıyor, hep öldürüyor ama hiç ölmüyor. Ne kadar çok öldürürsen o kadar büyük kahraman olabilirsin diyor.
Olabilir mi dersiniz?
Hayır!
Sadece eli kanlı bir katil olur.
Diziler sayesinde ne kadar yozlaştığımız, asimile edildiğimiz, ahlaki çöküntüye maruz kaldığımız ortada. Toplumsal değerlerimiz yerle bir oldu. Saçma sapan tarihi dizlerle tarihimiz deforme ediliyor. Ahlaksız dizlerle aile kavramı yok ediliyor. Zengin şaşalı gösterişli dizlerle gençler kolay yoldan para kazanmaya heveslendiriliyor ve gençlerimiz istediklerini elde edemeyince yok oluyor, kendini topluma karşı ya kapatıyor ya da topluma karşı duyduğu öfkeden suç makinesine dönüşüyor.
Bu gidişe bir dur demeli.
Bu ne bir sanat, nede özgürlük.
Bu sadece saf Anadolu insanını asimile etmek, tembelleştirmek, hırçınlaştırıp aile ilişkilerini bozmak, gelişim bahanesiyle farkında olmadan insanları özünden koparmaktır.
Bunları yazarken hiç kimseye sakın dizi izlemeyin demiyorum ama seçici olmanızı tavsiye ediyorum, ekranın büyülü dünyasına kapılıp gitmeyin istiyorum.
Yıllarını tiyatro sahnesinde geçiren, sayısız oyun yazıp sergileyen, birçok gençle tiyatro yapan, dört romanımla okurlarımı bilinçlendirmeye çalışan birisi olarak yazıyorum bunları.
Bu dizleri yazanlar ya da yönetenler, röportajlarında halk istiyor biz yapıyoruz diyorlar. Hayır halk istemiyor siz yavaş yavaş uyuşturucu gibi insanların beynine

işliyorsunuz. Sorunlar kavgasız, silahsızda çözülebilir. Öpüşmeden de sevişmeden de sevgiyi anlatılabilir.
Aman Erdem Hoca amma yaptın ha! İzleme, başka kanal izle de diyebilirsiniz. Ben öyle yapıyorum zaten ama Ulusal yayın yapan kanallar kendisine çeki düzen vermelidir. Ailecek dizi izlerken çoluk çocuk dakikalarca birlikte sevişme sahnesi izlememeli. Ya da gençleri özendiren, suça teşvik eden sahneleri izlememeli. Dijital platformlarda olsa neyse. O tarz platforma üye olmazsınız olur biter.

Ama ulusal kanalların yayın yaptığı ülkenin vatandaşlarına karşı bir sorumluluğu vardır.
Lütfen uyanık olalım…
Özümüzü bilelim.

Kitap okumak her diziden daha keyiflidir.
Hele de yanında köpüklü bir Türk kahvesi varsa… Erdem KAYA / 28 02 2025

Bir Cevap Yaz Salih Cengiz İptal

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 Yorum

  1. 1 Mart 2025, 10:30

    Kim Takar Senin Sanatını!

    Sayın Erdem Kaya’nın yazısında son yıllarda yapılan dizilerde gelenek ve görenekler yok sayılmış, sinema ve sanat adına hemen hemen hiçbir şey yapılmadığı anlaşılmakta gençlik giderek tüketici toplumuna özendirilmekte ve yönlendirilmektedir. Hemen her TV kanalında yayınlanmakta olan diziler iç piyasadan çok daha çok üçüncü dünya ülkelerine satılmaktadır. Televizyondaki dizi aralarında gösterime giren her reklamın gösteriminden kanal bir saniye için 50 bin ile 250 bin lira para almaktadır. Bir dizide gösterilen 10 dakikalık bir reklem için kanalın alacağı parayı hesaplayalım.
    60×10=600 saniye
    600×250 bin= 150 milyon günlük kazanç
    O zaman bu kadar büyük bir reklam geliri varken senin gelenek ve göreneklerini, ahlâkî değerlerini, sanatını kim takar sevgili dostum. Sanal zenginlik, korku, günlük ve gecelik aşk sahneleri içeren ve dediğiniz gibi hepsi birbirine benzeyen bu dizilerin amacı okumayan toplumu ekran karşısında kilitleyek gerçek ona yoksulluğunu açlığını ve sefaletini unutturup iyi bir tüketici yaratmaktır. Burada kazanan yapım şirketleri ve TV kanalları olur.
    Dizi iyiymiş, kötüymüş o zaman senin sanatını kim takar? Değil mi?

    Salih Cengiz
    Eğitimci Yazar

  2. Ağzına sağlık hocam.
    Sermaye sınıfının toplumu yozlaştırma çabalarından başka birşey değil bu saçma sapan flimler.

  3. 1 Mart 2025, 12:58

    Erdem hoca!
    Harika bir makale olmuş. Günümüz
    Televizyon dizileri nin gerçeğini kaleme almışsınız. Toplum olarak özentiye meyili fertler bu acı gerçeği hakikat gibi algılıyor. Çapkınlık, normalmiş gibi kim kiminle, kimin eli, kimin cebinde belli değil. Ahlaksızlık diz boyu, sahneler de ki kılık kıyafet,açıklık, saçmalık dolu, dolu…
    Senaristler gerçekci likten uzak iyi analiz yapamıyorlar. Hikaye de bütünlük yok. Kurgu yeteneğine sahip değiller. Etkileyici final bölümleri yok. Şunun iyi beceriyorlat :Dizi oyuncularını alabildiği kadar açıyorlsr Makyaj, süsleme, Lüks yaşam, fuhuş, sevişme sahneleri. Birde Adam amcanın eşiyle, yenmesiyle, bilmem neyi ile ilişki kuduruyorlar. Ahlaksızlığı teşvik. Bu toplum bunu protesto etmeli. Diye düşünüyorum.

  4. 1 Mart 2025, 14:54

    Hocam şu anda köpüklü Türk kahvemle sizin yazınızı okudum ve yerden göğe kadar haklısınız diyorum. Kanayan bir yaraya dokunmuş sunuz tebrik ederim.

Giriş Yap

Yeni Odak Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!