1. Haberler
  2. Dünya
  3. İSRAİL SANDIK BAŞINDA: NETANYAHU’NUN SİYASİ GELECEĞİ OYLANIYOR

İSRAİL SANDIK BAŞINDA: NETANYAHU’NUN SİYASİ GELECEĞİ OYLANIYOR

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İsrail’de seçmenler, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun iktidarını sürdürüp sürdüremeyeceğini belirleyecek genel seçimler için sandık başına gitti. 7 Ekim 2023’te Hamas’ın gerçekleştirdiği saldırıdan ve ardından Gazze’de başlayan savaştan bu yana yapılan ilk genel seçim, ülkenin güvenlik politikaları, hükümetin hesap verebilirliği ve gelecekte kurulacak koalisyonun yönü açısından kritik önem taşıyor.

Uluslararası basında yer alan değerlendirmelere göre seçim, Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi ile eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un liderliğini yaptığı merkez çizgideki Yashar Partisi ve diğer muhalefet güçleri arasında geçiyor. Seçim öncesi anketler, hiçbir siyasi bloğun tek başına hükümet kurmak için gereken çoğunluğa ulaşamayabileceğini gösteriyor.

ANKETLER MUHALEFETİN AVANTAJINA İŞARET EDİYOR

İsrail’de seçim öncesinde yayımlanan son anketlerde Eisenkot’un Yashar Partisi, Netanyahu’nun Likud Partisi’nin önünde veya ona yakın bir konumda gösterildi. Anadolu Ajansının aktardığı son araştırmalarda Yashar’ın 22-23, Likud’un ise 19-21 sandalye kazanabileceği tahmin edildi.

Eski başbakanlar Naftali Bennett ile Yair Lapid’in öncülük ettiği B’Yachad ittifakının da parlamentoda önemli bir ağırlık kazanması bekleniyor.

Bununla birlikte anketler kesin seçim sonuçlarını göstermiyor. İsrail’in parçalı siyasi yapısı nedeniyle bir partinin birinci sırada yer alması, hükümeti kuracağı anlamına gelmiyor. Sandalye dağılımının yanı sıra küçük partilerin performansı ve olası koalisyon ortaklıkları da belirleyici olacak.

HÜKÜMETİN 7 EKİM SALDIRILARINDAKİ SORUMLULUĞU TARTIŞILIYOR

Seçim kampanyasının en önemli başlıklarından biri, 7 Ekim 2023’te gerçekleşen Hamas saldırısı öncesinde ve sırasında yaşanan güvenlik zaafları oldu. Saldırıda yaklaşık 1.200 kişi hayatını kaybetti, 251 kişi ise rehin alındı.

Netanyahu hükümeti, saldırıyı önleyememesi ve sonrasında izlediği politikalar nedeniyle eleştirilerin hedefinde bulunuyor. Muhalefet, güvenlik başarısızlıklarının bağımsız bir soruşturmayla incelenmesini ve siyasi sorumluluğun ortaya çıkarılmasını talep ediyor.

Netanyahu ise ulusal güvenlik ve bölgesel tehditlerle mücadeleyi öne çıkararak görevde kalması gerektiğini savunuyor. Başbakanın destekçileri, İsrail’in çevresindeki güvenlik tehditleri karşısında tecrübenin önemli olduğunu belirtirken, muhalifleri mevcut yönetimin ülkeyi uzun süren çatışmaların içine sürüklediğini ileri sürüyor.

ASKERLİK MUAFİYETLERİ DE SEÇİMİN ÖNEMLİ BAŞLIKLARINDAN

Seçimlerde tartışılan bir diğer konu, ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlik hizmetinden muaf tutulması. Uzun süredir hükümet koalisyonlarında yer alan ultra-Ortodoks partiler, dinî eğitim gören gençlerin askerlikten muafiyetlerinin korunmasını istiyor.

Buna karşılık muhalefet, yıllardır devam eden çatışmaların İsrail ordusu üzerindeki personel yükünü artırdığına dikkat çekiyor. Eisenkot, askerlik muafiyetlerinin sona erdirilmesi yönünde politika değişikliği yapılmasını savunuyor.

Bu konu, yalnızca askerî kapasite açısından değil, toplum içindeki yük paylaşımı ve eşitlik tartışmaları bakımından da seçim sonuçlarını etkileyebilecek başlıklar arasında yer alıyor.

FİLİSTİN MESELESİ KAMPANYADA GERİ PLANDA KALDI

Gazze’de yaşanan büyük yıkım ve Batı Şeria’daki gelişmeler uluslararası kamuoyunun gündeminde olmasına rağmen, seçim kampanyasında İsrailli seçmenlerin güvenlik kaygıları ve 7 Ekim saldırılarının sonuçları daha fazla öne çıktı.

Associated Press’in değerlendirmesine göre, Filistinlilerin geleceği ve bağımsız Filistin devleti meselesi seçim kampanyasında sınırlı yer buldu. İsrail siyasetinde Filistin devletine karşı çıkan görüşler güçlü biçimde varlığını sürdürürken, büyük partiler arasında bu konuda kapsamlı bir barış sürecini yeniden başlatmaya yönelik belirgin bir ortak yaklaşım bulunmuyor.

Bu durum, seçim sonrasında kurulacak hükümetin Filistin politikalarında köklü bir değişikliğe gidip gitmeyeceği konusunda soru işaretleri yaratıyor.

61 SANDALYEYE ULAŞMAK BELİRLEYİCİ OLACAK

İsrail parlamentosu Knesset, 120 sandalyeden oluşuyor. Bir hükümetin kurulabilmesi için parlamentoda en az 61 milletvekilinin desteği gerekiyor. Seçmenler doğrudan başbakanı değil, siyasi partileri ve parti listelerini oyluyor.

Seçim barajını aşan partilerin sandalye dağılımı kesinleştikten sonra Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, siyasi parti temsilcileriyle görüşerek hükümeti kurma ihtimali en yüksek olan adayı görevlendirecek. Bu adaya hükümeti kurabilmesi için 42 güne kadar süre tanınabiliyor.

Dolayısıyla seçim gecesi açıklanacak ilk sonuçlar, hükümetin kim tarafından kurulacağını kesin biçimde ortaya koymayabilir. Koalisyon görüşmelerinin haftalar, hatta daha uzun bir süre devam etmesi mümkün.

SONUÇLAR İSRAİL’İN BÖLGESEL POLİTİKALARINI DA ETKİLEYEBİLİR

Seçimden çıkacak siyasi tablo, İsrail’in Gazze, Lübnan, İran ve Batı Şeria politikalarının geleceği açısından da önem taşıyor. Yeni hükümetin güvenlik yaklaşımı, askerlik politikaları ve uluslararası ilişkileri yönetme biçimi, bölgedeki diplomatik dengeler üzerinde etkili olabilir.

ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim öncesinde Netanyahu’ya destek açıklaması da seçimlerin uluslararası boyutunu öne çıkardı. Öte yandan Gazze’deki savaş nedeniyle İsrail’in uluslararası ilişkilerinde yaşanan gerilimler, yeni yönetimin karşı karşıya kalacağı önemli sorunlar arasında bulunuyor.

İsrail’deki seçim sürecinin en kritik sorusu ise yalnızca hangi partinin daha fazla sandalye kazanacağı değil, hangi siyasi ittifakın hükümet kurabilecek çoğunluğu sağlayacağı. Seçim sonuçları ve ardından başlayacak koalisyon görüşmeleri, Netanyahu’nun siyasi geleceğini ve İsrail’in önümüzdeki dönemde izleyeceği politikaları belirleyecek.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir