1. Haberler
  2. Teknoloji
  3. Yapay zekâya devlet denetimi geliyor: Erdoğan başkanlığında Ulusal Yapay Zekâ Kurulu kurulacak

Yapay zekâya devlet denetimi geliyor: Erdoğan başkanlığında Ulusal Yapay Zekâ Kurulu kurulacak

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye, yapay zekâ çağında yeni bir yönetim modeline hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı 2026-2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı kapsamında Ulusal Yapay Zekâ Kurulu oluşturulacak. Planın önemli başlıklarından biri de yapay zekânın etik kullanımına ilişkin rehberlik yapacak Ulusal Yapay Zekâ Etik Kurulu olacak. Dünyada ise yapay zekâ artık yalnızca teknoloji şirketlerinin değil, devletlerin ve uluslararası kuruluşların da en önemli gündemlerinden biri.

Yapay zekâ teknolojileri hayatın hemen her alanına hızla girerken, devletler de bu teknolojinin nasıl kullanılacağı ve hangi sınırlar içerisinde tutulacağı konusunda yeni mekanizmalar oluşturmaya başladı. Türkiye de bu küresel dönüşümün dışında kalmamak için yapay zekâ alanındaki yönetişim modelini yeniden şekillendiriyor.

2026-2030 dönemini kapsayan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Ulusal Yapay Zekâ Kurulu oluşturulması planlanıyor. Kurulun, Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki ulusal önceliklerini belirlemesi, kurumlar arasındaki koordinasyonu sağlaması ve büyük ölçekli kamu ile ekosistem yatırımlarına yön vermesi hedefleniyor.

Ancak kamuoyunda “Yapay Zekâ Etik Kurulu kuruldu” şeklinde ifade edilen gelişmede önemli bir ayrıntı bulunuyor. Ulusal Yapay Zekâ Etik Kurulu henüz kurulmuş bir kurum değil; eylem planı kapsamında devreye alınması planlanan yapılardan biri. Bu nedenle mevcut aşamada “kuruldu” yerine “kurulacak” veya “oluşturulması planlanıyor” ifadelerinin kullanılması gerekiyor.

Etik kurul yapay zekânın sınırlarını belirleyecek

Yeni yapılanmanın en dikkat çekici başlıklarından biri Ulusal Yapay Zekâ Etik Kurulu olacak.

Kurulun; kamu kurumları, özel sektör, akademi ve sivil toplumun katkısıyla oluşturulması ve yapay zekâ uygulamalarında etik ilkelerin belirlenmesine yönelik çalışmalar yürütmesi öngörülüyor.

Buradaki temel mesele yalnızca yapay zekânın doğru çalışıp çalışmadığı değil. Bir yapay zekâ sistemi insanlara karşı adil davranıyor mu, kullandığı veriler güvenilir mi, aldığı karar açıklanabiliyor mu, insan denetimi bulunuyor mu ve çocuklar gibi hassas gruplar yeterince korunuyor mu?

Türkiye’nin yeni modelinde etik rehberlik, yapay zekâ yönetişiminin dört temel ayağından biri olarak öne çıkıyor. Diğer başlıklar ise stratejik yönlendirme ve koordinasyon, uygulamaların takibi ve teknik güvenlik değerlendirmesi olarak sıralanıyor.

“Yapay zekâ karar verecek ama hesabı kim verecek?”

Yapay zekânın kullanım alanlarının genişlemesiyle birlikte tartışmanın merkezinde artık yalnızca teknolojinin sağlayacağı kolaylıklar bulunmuyor.

Bir şirket çalışanını yapay zekânın değerlendirmesine göre işe almazsa ne olacak?

Bir banka kredi başvurusunu algoritmik değerlendirme nedeniyle reddederse vatandaş kararın gerekçesini öğrenebilecek mi?

Bir öğrencinin başarısı yapay zekâ tarafından değerlendirildiğinde sistemin kullandığı kriterler denetlenebilecek mi?

Bir güvenlik sistemi yanlış kişiyi suçlu olarak işaretlediğinde sorumluluk kime ait olacak?

Yapay zekâ tarafından hazırlanmış sahte bir görüntü veya ses milyonlarca kişiye gerçekmiş gibi ulaştığında bunun önüne kim geçecek?

İşte Türkiye’de oluşturulması planlanan etik yapının önündeki temel sorular bunlar.

Türkiye yapay zekâda yalnızca denetim değil, üretim de hedefliyor

Türkiye’nin hazırladığı plan yalnızca yapay zekâyı denetlemeye odaklanmıyor. Aynı zamanda ülkenin kendi yapay zekâ kapasitesini artırmayı hedefliyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan eylem planında 81 ilde yapay zekâ okuryazarlığı atölyeleriyle iki yılda 5 milyon vatandaşa ulaşılması, 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştirilmesi hedefleniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da plan kapsamında yapay zekâ alanında Türkiye’yi öncü ülkeler arasına taşıma hedefini açıkladı. Planda veri merkezi, bulut ve yapay zekâ altyapıları için özel sektör ağırlıklı kaynakların harekete geçirilmesi de öngörülüyor.

Dolayısıyla Türkiye’nin yaklaşımı iki yönlü ilerliyor: Bir yandan yapay zekâ üretme kapasitesini artırmak, diğer yandan bu teknolojinin kullanımına ilişkin kurallar oluşturmak.

Dünyada yapay zekâ için kırmızı çizgiler çiziliyor

Türkiye’nin gündemine giren etik kurul modeli, aslında dünyanın birçok ülkesinde yürütülen daha büyük bir tartışmanın parçası.

Avrupa Birliği bu konuda en kapsamlı yasal modellerden birini uygulamaya koymuş durumda.

AB, yapay zekâyı risk seviyesine göre sınıflandırıyor

Avrupa Birliği’nin Yapay Zekâ Yasası, yapay zekâ sistemlerini taşıdıkları risklere göre ele alıyor. Düzenlemenin önemli hükümleri 2 Ağustos 2026 itibarıyla uygulanmaya başladı.

AB modelinin en dikkat çekici yönlerinden biri şeffaflık. Yapay zekâ tarafından oluşturulan belirli içeriklerin tanımlanabilir olması, gerçekmiş gibi görünen deepfake içeriklerin açık biçimde işaretlenmesi ve kullanıcıların bir yapay zekâ sistemiyle etkileşim içerisinde olduklarını anlayabilmesi için çeşitli yükümlülükler getiriliyor.

Bu düzenleme artık teorik bir tartışma da değil. Avrupa Komisyonu, 2 Ağustos 2026’dan itibaren yeni kuralların uygulanmasına ilişkin denetim sürecini başlattı.

Avrupa’nın verdiği mesaj oldukça net:

Yapay zekâ kullanabilirsiniz ancak insanları yanıltamazsınız.

UNESCO’dan küresel etik çerçeve

Yapay zekâ etiği konusunda yalnızca Avrupa değil, Birleşmiş Milletler sistemi içerisindeki UNESCO da küresel bir çerçeve oluşturdu.

UNESCO’nun 2021’de kabul ettiği Yapay Zekânın Etiğine İlişkin Tavsiye Kararı, bugün örgütün 194 üye devletinin tamamına uygulanıyor.

Belgenin merkezinde insan hakları ve insan onuru bulunuyor. Şeffaflık, adalet, hesap verebilirlik ve insan denetimi de temel ilkeler arasında yer alıyor.

Bu yaklaşım, yapay zekâ konusunda dünyada giderek güçlenen bir düşünceyi ortaya koyuyor:

Teknoloji ne kadar güçlü olursa olsun, son söz insan haklarında olmalı.

İngiltere güvenlik boyutuna odaklanıyor

İngiltere ise yapay zekânın özellikle güvenlik risklerini inceleyen kurumsal bir yapı oluşturdu.

AI Security Institute, gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin oluşturabileceği güvenlik risklerini araştırıyor ve hükümetlerin bu riskleri anlamasına yardımcı olacak teknik değerlendirmeler yürütüyor.

Bu yaklaşım, yapay zekânın yalnızca etik veya ekonomik bir mesele olmadığını; aynı zamanda ulusal güvenlik meselesi haline geldiğini gösteriyor.

Kanada algoritmanın kararını sorguluyor

Kanada’da ise kamu kurumlarının kullandığı otomatik karar sistemleri için farklı bir yöntem uygulanıyor.

Federal yönetimin Algorithmic Impact Assessment sistemi, otomatik karar verme sistemlerinin bireyler üzerindeki muhtemel etkilerini ve risklerini değerlendirmeye çalışıyor.

Yani algoritma kullanılmadan önce şu soruya yanıt aranıyor:

“Bu sistem insanlara nasıl zarar verebilir ve bu zarar nasıl azaltılabilir?”

Yapay zekâ çağının yeni tartışması: Özgürlük mü, güvenlik mi?

Dünyadaki örnekler bir araya getirildiğinde yapay zekâ yönetiminde farklı modeller ortaya çıkıyor. Avrupa Birliği hukuki yaptırımlara dayalı kapsamlı bir düzenleme geliştirirken, UNESCO küresel etik ilkeler belirliyor. İngiltere güvenlik risklerini araştırıyor, Kanada algoritmik kararların insanlara etkisini ölçmeye çalışıyor.

Türkiye ise ulusal kurul, program ofisi, etik kurul ve şeffaflık mekanizmalarını aynı çatı altında toplamaya hazırlanıyor.

Bu yeni dönemin Türkiye açısından en kritik konusu ise kurulun yalnızca kâğıt üzerinde kalan bir danışma mekanizması olup olmayacağı.

Çünkü yapay zekânın önümüzdeki yıllarda yalnızca arama motorlarında, telefonlarda veya sohbet uygulamalarında değil; sağlıkta, eğitimde, adalette, bankacılıkta, güvenlikte, kamu hizmetlerinde ve medyada çok daha fazla kullanılması bekleniyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde asıl soru “Yapay zekâ ne kadar gelişecek?” olmayacak.

Asıl soru şu olacak:

Yapay zekâ geliştikçe insanın üzerindeki denetim azalacak mı, yoksa insan yapay zekâ üzerindeki denetimini güçlendirebilecek mi?

Türkiye’nin oluşturmayı planladığı Ulusal Yapay Zekâ Kurulu ve Ulusal Yapay Zekâ Etik Kurulu, bu sorunun Türkiye’deki cevabını belirleyecek en önemli yapılardan biri olabilir.

Çünkü yapay zekâ çağında mesele artık yalnızca “Yapay zekâyı yapabiliyor muyuz?” sorusu değil.

Asıl mesele:

“Yapay zekâya ne yapma hakkı vereceğiz?”

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir