Bir kadını kıyafeti üzerinden aşağılamak, hakaret etmek ya da hedef göstermek; ne eleştiridir ne düşünce açıklamasıdır. Bu, hukuken de, ahlaken de suçtur.
Altını kalın kalın çizelim: Bir kadının kamusal alandaki varlığı, bedeni, görünümü üzerinden yapılan her saldırı; Türk Ceza Kanunu’na göre hakaret, nefret ve ayrımcılık, halkı kin ve düşmanlığa tahrik kapsamındadır. Buna “fikrimi söyledim” diyerek sığınılamaz.
Mihalgazi Belediye Başkanı Sayın Zeynep Güneş’e yönelik saldırı tam olarak budur: Bir kadını, bir kamu görevlisini, seçilmiş bir yöneticiyi cinsiyeti üzerinden hedef almak. Bu noktadan sonra mesele siyaset değildir, mesele ifade özgürlüğü hiç değildir. mesele hukukun ihlalidir. İfade özgürlüğü; bir başkasının onurunu, kişilik haklarını ve güvenliğini ortadan kaldırma hakkı vermez. Hukuk bunu çok net söyler. Anayasa da söyler, ceza yasaları da söyler, uluslararası sözleşmeler de.
Bir kadını kıyafeti üzerinden hedef alan dil; toplumsal barışı bozar, kadınları kamusal alandan çekilmeye zorlar, şiddeti ve linç kültürünü besler. Bu yüzden bu dil yalnızca “çirkin” değil, tehlikelidir. Ne yazık ki yıllardır aynı senaryoyu izliyoruz: Fikir üretemeyenler, proje koyamayanlar, yönetemeyenler; kadının bedenine saldırıyor. Çünkü hukuka güvenleri yok, rekabet edecek güçleri yok, eşitlikten korkuyorlar.
Ama hukuk korkmaz. Hukuk susmaz. Ve susmamalıdır.
Sayın Zeynep Güneş’e yapılan saldırı, yalnızca bir belediye başkanına değil; kadınların seçme ve seçilme hakkına, kamusal alandaki eşit varlığına yapılmıştır. Bu nedenle bu tür saldırılar “bireysel çıkış” olarak geçiştirilemez. Geçiştirenler, suçu normalleştirir.
Buradan açıkça söylüyorum: kadınlara yönelik bu dil cezasız kaldıkça, yarın daha ağır sonuçlar doğar. Bugün hakaretle başlayan süreç, yarın fiili saldırıya dönüşür. Hukuk tam da bu yüzden vardır; önlemek için. Ve ahlak dersi vermeye kalkışanlara son bir not;
Ahlak, kadının ne giydiğiyle ilgilenmek değildir. Ahlak, başkasının onurunu çiğnememektir. Ahlak, gücünü kadına yöneltmemektir.
Kadınları hedef gösteren dili reddediyoruz. Bu dili “özgürlük” diye pazarlayan anlayışı kabul etmiyoruz.
Ve hukukun bu konuda daha kararlı, daha caydırıcı uygulanmasını talep ediyoruz. Kadınlar buradadır.
Hukuk onların yanındadır olmak zorundadır. Ve hiçbir kirli dil, hiçbir cezasızlık alışkanlığı bunu değiştiremeyecektir.