Konuya bodoslama dalmak istemezdim ama heyecanımı yenemedim.
Acaba bir soygun yapsam, yakalanıncaya kadar soygundan elde ettiğim geliri vadeli mevduat hesabında tutsam, iş ayyuka çıkınca ana parayı iade edip faizini cebe indirsem, elde ettiğim gelirinde ramazanda zekatını versem, kalan para helal midir, haram mıdır?
Bu soruyu; yasal mıdır diye Hukukçulara, helâl midir diye Diyanete sormak istiyorum.
Çalınan sorularla imtihan kazansam, bu vesileyle yurtiçinde veya yurtdışında bir üniversiteye girsem, sonrada hak etmediğim bir burs ile okuyup, hak edenlerin hakkını gasp etmiş olsam, yapmış olduğum bu eylem kul hakkına girer mi?
Bu soruyuda yasal mıdır, diye Hukukçulara, helâl midir, diye Diyanete sormak istiyorum.
Sahte diplomayla Doktor olsam, Avukat olsam, Yargıç olsam, Mimar, Mühendis, Öğretmen olsam, yaptığım bina yıkılınca, tedavi ettiğim hasta ölünce, yanlış karardan ötürü yargıladığım kişi yıllarca suçsuz yere yatınca, okuttuğumu sandığım öğrencileri aslında okutamayınca vicdanende hiç rahatsız olmuyorsam;
Bu durumu; yasal mıdır, diye Hukukçulara, helâl midir, diye Diyanete sormak istiyorum.
Aynı dönem içerisinde, aynı tarihlerde, iki Üniversiteyi beraberce helalinden bitirip, üstüne de doktorasını falan filan yapsam, bu Üniversitelerden biri de TIP Fakültesi olsa, üstüne üstlük bu Fakulte Cerrahpaşa Tıp olsa, aynı yıllar içerisinde parti teşkilatlarında aktif görevler alsam, hem Cerrahpaşada öğrenci hemde İBB bursu ile Amerika’da olsam, okumadığım okullardan haketmediğim diplomalarla Milletvekili olup TBMM ye girsem, yetmedi Bakan olsam, gerçi bu kadarda olmaz diyeceksiniz ama malesef oldu;
Bu sahtekarlıklar yasal mıdır diye Hukukçulara, helâl midir diye Diyanete sormak istiyorum.
Liyakatsiz insanların ehliyetsiz şöför gibi direksiyon başına geçip bulunduğu mevkiyi uçuruma sürüklemesi, adrese teslim kadrolar açılması, yazılıda Yüz puan alan kişinin mülakatta elenip, Altmış puan alan kişi yada kişilerin atanması, aslında ihtiyaç olmadığı halde sırf çevrelerine peşkeş çekmek adına uyduruk kadrolar icat ederek Devletin ve Kamunun paralarını har vurup harman savurmak, aile boyu, sülale boyu kurumları işgal etmek, oğula müdürlük, geline müdür yardımcılığı, amcaya şeflik, kuzene danışmanlık, dayıya ihale, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemek değilmidir?
Bu adaletsizliğe Adalet ne diyor, yasal mıdır diye Hukukçulara, bu Dinsizliğe Din ne diyor, helâl midir diye Diyanete sormak istiyorum.
İki yıl görev yapan Milletvekili emekli olurken, 25 yıl çalışan işçi yaşı bekliyorsa, Vekil hem emekli maaşını hemde Vekil maaşını beraber alıp 512,009 tl yi cebe indirirken, ev kiralarının 30.000 tl den başladığı günümüzde emekliye 23,552 tl yi reva görüyorsa, Meclisin restoranında sayın Milletvekilleri; Mantar / Brokoli Çorbası: 12,00 TL, Günün Çorbası: 23,00 TL, Kuver (Kişi Başı Servis): 12,00 TL], Hasan Paşa Köfte: 66,00 TL, Pilavlı Dana Sac Kavurma: 66,00 TL, Kuzu İncik (Keşkekli): 72,00 TL, Zeytinyağlı Enginar: 82,00 TL, Geleneksel Etli Yemekler: 100,00 TL, Izgara Köfte: 160,00 TL, Kuzu Şiş: 175,00 TL, Küçük Kutu Ayran: 6,00 TL, Cacık: 12,00 TL, Antalya Piyazı: 20,00 TL, Mevsim Salatası: 24,00 TL, Ton Balıklı Salata: 70,00 TL , Tatlılardan Fıstık Şöleni: 18,00 TL, Kahveli Mus: 18,00 TL, Vişneli Tayfir: 18,00 TL, Karışık Meyve Tabağı: 30,00 TL gibi komik rakamlara yiyorken,
4,000 İla 7,000 tl burs alan öğrencilerin okuduğu Okul kantininde bir tost 130 / 150 tl, bir öğün yemek 250 / 300 tl arasında fiatlandırılıyorken Adaletten, Haktan, Hukuktan bahsedebilirmiyiz?
Bu dengesizlik; yasal mıdır diye Hukukçulara, helâl midir diye Diyanete sormak istiyorum.
Üç Üniversite bitiren gençlerimizin işsizlikten intihar ettiği günümüzde, öğretmen adaylarının inşaatlarda amelelik, iktisatçıların kafelerde garsonluk, turizmcilerin sokaklarda temizlikçilik yapmak zorunda kaldığı günümüzde, 3 yerden 4 yerden maaş alan bürokratlarımızın aldığı devasa maaşlara, içimiz acıya acıya, ayranımız kabara kabara tanık oluyoruz. 10/12 saat çalışan işçilerimiz asgari ücreti zor alırken bu bürokratlar 24 saati üçe bölsen 8 er saat hiç uyumadan ve aynı sokakta birbirine yakın işyerlerinde çalışmaları gerekir ki mesaiyi tamamlasınlar. Bu imkansız olduğuna göre;
Etik olmayan bu kuralsızlık yasal mıdır diye Hukukçulara, helâl midir diye Diyanete sormak istiyorum.
“ Yapmış olduğum Peygamberlik hizmetine karşılık sizden bir ücret talep etmiyorum” diyen bir Peygamberin ümmeti olarak, “bizim ayetlerimizi küçücük paralar karşılığı satanlar varya onlar karınlarına ateş doldurmuş gibidirler” diyen Allahın kuluyuz. Bunu bile bile, 5 vakit ezan okuyup 5 işçinin maaşını cebe indiren, lojmanda beleş kalıp, elektrik, su, doğalgaz ödemeyen imamların aldığı paralar;
yasal mıdır diye Hukukçulara, helâl midir diye Diyanete sormak istiyorum.
Halkın iradesini yok sayıp, A partisine verilen oyları sırtına alıp, sanki kendisine verilmiş gibi B partisine götürmek hak değil hırsızlıktır, gasptır. Seçimle gelen insanın seçimle gitmesi gerekir. Sandıkta halkın vermediği oyları, masa başında alavere dalavere ile alıp kendi hanesine yazmak ve bunuda bir başarı gibi göstermenin nasıl bir izahı vardır.
Oy namustur deyip size teslim edileni başkasına vermenin adı nedir?
Bu vıcık vıcık olmuş, kokuşmuş durum yasal mıdır diye Hukukçulara, helâl midir diye Diyanete sormak istiyorum.
Kayyumlar, mutlak butlanla, vekil transferleri, tehditler, şantajlar, Bld. meclis üyelerine baskılar, meclisteki küfürlü kavgalar, hakaretler, yumruklaşmalar, fonlar, monlar, şunlar, bunlar.
Hepsi koltuk için mi, yoksa altında civciv çıkarmaya ramak kalmış, gizlenen yumurtaların ayyuka çıkmaması için mi?
Bu kadar telaş niye? Bu yaptıklarınız gerçekten yasal mıdır diye Hukukçulara, helâl midir diye Diyanete sormak istiyorum.
Maden için yok edilen ormanlar, katledilen hayvanlar, satılan meralar, kesilen zeytinler, kirletilen dereler, satılan camiler, fabrikalar, tarlalar, arsalar, sahiller, koylar, geçiş garantili köprüler, hasta garantili hastaneler, yolcu garantili havalimanları, cemaatlere verilen kadrolar, vakıflara akıtılan paralar, kiralanan arabalar, şatafatlı hayatlar, daha neler, neler, neler…….
Önce yasal mıdır diye hukukçulara, sonra helâl midir diye Diyanete sormak istiyorum.
Önceden tutuklanıp sonradan suçlananlar, yalanını bile yalanlayan gizli tanıklar, doğruluğunu savunan yamuklar, Allahtan korkmaz kuldan utanmazlar, küçüğün rızası vardı diyenler, bir kereden birşey olmayanlar, annesinin topuğundan tahrik olup kucağındaki yavrusuna şehvet duyanlar 9 yaşındaki sabiye nikah kıyanlar, külliyen haramla doyanlar, soydumu donuna kadar soyanlar, milletin a…. koyanlar, Allahın günü uçkurdan aşağı fetva veripte, haram ve kul hakkı adına bir kelime dahi söyleyemeyen, bir kucak sakallı, badem bıyıklı, takkeli cübbeliler;
Bu yaptıkları yasal mıdır diye Hukukçulara, helâl midir diye Diyanete sormak istiyorum.
Yada vazgeçtim ya, hiçbir şey sormuyorum, ben cevabını zaten biliyorum.
Çünkü; paranın ve gücün olduğu yerde, yasal olmayan bir dümen, helâl olmayan bir haram yoktur.
Aşk-İle
Şair ve Yazar Birol Yıldız Hatipoğlu