10 Ekim 680 yılında Hazreti Muhammed’in Torunu, İmam Aliyel Mürteza ve Fatımatüz Zehra’nın oğlu Hz.Hüseyin ve Ehl-i Beyt yarenlerinden oluşan 73 kişinin Muaviye’nin oğlu Yezid’in emri ile Kerbela’da şehit edilişinin yası ile birlikte Muharrem orucu başladı.
Bunun evvelinde de üç gün, Müslim bin Akiyl ile birlikte iki oğlu Dokuz yaşındaki İbrahim ve Yedi yaşındaki Muhammed adına üç gün Masum-u Paklar ayrıca da bir gün Ana Fatıma oruçları eda edildi.
Gece sahur vakti davullar zurnalar çalmadı. Çünkü herkes nezaman kalkacağını ve ne yapacağını zaten biliyordu. Böyle seremoniye ihtiyaç da yoktu.
Akşam oruç açma saatinde, beş yıldızlı çadırlar kurulmadı.
Kavurmalar, güllaçlar, pideler, envai çeşit yiyecekler dizilmedi sofralara.
Bürokrasiden siyasete, iş dünyasından sanat camiasına bu sofralarda boy gösterilmedi.
Milletin gözüne soka soka, kameralar, mikrofonlar, tv kanalları eşliğinde tarihi geçmiş yada geçmekte olan, üç kuruşluk makarna, kurtlu mercimek, bayat nohut, ucuz çay ve en adi zeytinden oluşan koliler dağıtılmadı.
İş insanları, vakıflar stk lar yemek verip reklam yapmak için kuyruğa girmediler mesela.
Önceden belirlenmiş, söyleyeceği her kelime ezberletilmiş, müthiş bir güvenlik ağı oluşturulmuş, her yeri didik didik aranmış bir garibanın evine, çat kapı oruç açmaya gelinmiş gibide yapılmadı mesela.
Mesela, sanki millet alabiliyormuş gibi, etin yüzünü görmüş gibi, oruç açma yemeğinde yenilecek etin pişirilme oranı, salataya konulacak yağın çeşidi, tercih edilmesi gereken zeytinyağlılar, pirincin baldosu, etin antrikotu, tavuğun butu, çerezlerden badem, ceviz, fındık, Oruç açma menüsü, sahur menüsü, diyetisyenler, gurmeler eşliğinde tv kanallarında saatlerce anlatılmadı.
Sessiz sedasız geldi Mah-ı Muharrem Yas-ı Matem. Gözyaşlarıyla, yüreğe nakşedilmiş acılarıyla, ağıtlarıyla, mersiyeleriyle, kabuk tutmayan yaralarıyla, sessiz sedasızda gidecek.
“Oruç tutmak aç kalmak değildir” vesselam.
-Gözler oruç tutacak; kimsenin helaline bakmayacak
-Eller oruç tutacak; kendisinin olmayana uzanmayacak
-Ağız oruç tutacak; haram lokma yemeyecek
-Dil oruç tutacak kötü kelam etmeyecek
-Kulaklar oruç tutacak; üstüne elzem olmayanı duymayacak
-Beyin oruç tutacak; aklında şeytani fikirler barındırmayacak
-Kalp oruç tutacak hak aşkıyla dolacak
-Hele Hele, Beyt-ül mala, yetim hakkına tenezzül eden, ilişen, değil oruç ne tutarsa tutsun ulu divanda affı yoktur.
Herkesin niyeti hak katında kabul olsun.
Aşk-İle
Şair ve Yazar Birol Yıldız Hatipoğlu