Birol Yıldız Hatipoğlu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KÖŞE YAZISI
  4. ANALAR AĞLAMASIN DERKEN MEMLEKETİ AĞLATTINIZ

ANALAR AĞLAMASIN DERKEN MEMLEKETİ AĞLATTINIZ

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yıllardır tartışılan Kürt sorunu ve son bir yıldır alevlendirilen DEM Parti Cumhur İttifakı ve İmralı üçgeni arasındaki diyalogları hayretle ve esefle izliyoruz. PKK terör örgütünün TBMM’deki aleni temsilcisi DEM kendisini aşikâr eylemişken şunu sormalıyız; PKK’nın döktüğü 50 bin asker, polis ve sivil vatandaşımızın kanında sizin de dahiliniz olmuş olmuyor mu? Nedir bu sizin mağduru oynama sevdanız? Neredeyse ölen teröristleri şehit sayıp, TSK’dan kan bedeli alıp, ailelerine de maaş bağlattıracaksınız! Bu ne aymazlık,  bu ne yüzsüzlüktür?

Daha Doğu ve Güneydoğu’da Feodaliteye karşı ayaklanmış bir aşiret duymadık. Sizi sömüren ağalık düzenine karşı bir baş kaldırışınızı görmedik. Topraksızlığınıza, marabalığınıza karşı bir eyleminizi duymadık. Ama TC’ye gelince aslan kesiliyorsunuz hayırdır?

Bülent Ecevit’in liderliğindeki hükümet döneminde hazırlanan 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu, 25 Haziran 1973 tarihinde kabul edilip 19 Temmuz 1973 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. “Toprak işleyenin, su kullananın” sloganıyla bilinen bu reformun ilk uygulama alanı olarak Şanlıurfa pilot bölge seçildi. Amaç; topraksız ya da az topraklı köylüye toprak dağıtmaktı.

Sonuç; siyasi oyunlar, aşiret baskıları, ağaların siyasi uzantıları ve ilerleyen süreçte kanunun iptal edilmesi, Ecevit hükümetinin yıkılması nedeniyle hedeflenen geniş ölçekli dağıtım tam olarak tamamlanamadı.

Soruyorum; o zaman neredeydiniz? Size sağlanmış olan bu hakka neden sahip çıkmadınız? Size verilen toprağı parasını alıp satmış gibi yapıp ağalarınıza bedavadan geri teslim ettiniz.

Biriniz de çıkıp Doğu ve Güneydoğu’daki deodal düzene karşı ayaklanmadınız. Bir kelime laf etmediniz. Marabalığa razı geldiniz.

Ağababalarınızın başlattığı ayaklanmalara, Türkiye Cumhuriyetini bölüp parçalamaya yönelik isyanlara tam destek verirken, devletin hizmet için uzattığı eli kırdınız.

Öğretmen gönderildi öldürüldü.

Sağlıkçı gönderildi öldürüldü.

Yol yapmak, baraj yapmak, fabrika kurmak, okul yapmak, sağlık ocağı yapmak için gönderilen iş makineleri yakıldı, işçiler dağa kaçırıldı. Bunları PKK yaptı, siz sustunuz. Yetmedi “Biji PKK biji Apo” diye sloganlar atıp, eylemler yapıp ortalığı yakıp yıktınız. Sokaklarda garibanların arabalarını ateşe verip, zavallı esnafların dükkanlarını kundakladılar.

Ve siz hiçbiriniz itiraz etmediniz. Hiç biriniz: “Arkadaş hem hizmet istiyoruz hem de gelen hizmete mani oluyoruz bu nasıl bir tezat?” demediniz.

Terörist Türk’ü vurdu sevindiniz, Kürdü vurdu sustunuz.

Teröriste döktüğünüz gözyaşının karşılığında ölen Mehmetçiğe sevinç nidaları attınız. “Kahrolsun TC, Kahrolsun Polis, Askere Ölüm” nidaları attınız.

Siz hangi Kürt sorunundan bahsediyorsunuz? Bu ülkede Türk sorunu vardır! Bu ülkede iflah olmaz bir Alevi sorunu vardır!

Cumhurbaşkanı oldunuz, başbakan oldunuz, bakan oldunuz, milletvekili oldunuz, general oldunuz, emniyet müdürü oldunuz, vali, kaymakam, polis, subay oldunuz, belediye başkanı oldunuz, doktor, mühendis, öğretmen, avukat oldunuz, müteahhit oldunuz, yahu mafya oldunuz, tüm eğlence sektörünü ele geçirdiniz.

Sahi siz ne olamadınız?

Siz ne olamadınız?

Ne istiyorsunuz bu ülkeden?

Federasyon mu? Özerklik mi? Ayrı bir devlet mi? Yani “Kürdistan”.

Şu sizin sahip olduklarınızın yarısına Türkler, çeyreğinin çeyreğine de Aleviler sahip değiller malesef. Ama Aleviler terör örgütü kurup dağa çıkmadılar. Mehmetçiğe kurşun sıkmadılar. Polise kıymadılar. Karıncayı incitmediler. Her taleplerini siyasi platformlarda, medenice dile getirip haklarını yasaların çizdiği kurallar çerçevesinde aradılar. İncindiler ama incitmediler.

50 bin şehitin ailesinin, 25 bini aşkın alevinin gözünün içine baka baka söyleyin bu ülkede Kürt sorunu var diye. Siz dalga mı geçiyorsunuz? Siz bu yüce milletle alay mı ediyorsunuz? O zaman her hak arayan silaha mı sarılmalı bunu mu diyorsunuz?

Yapmayın. Bunu sakın yapmayın. Bunun sonu yok. Bu ayrı bir devlet kurmaya kadar gider.

Tencerede tarhana çorbası kaynatır gibi, bir kaç hurdaya çıkmış tüfeği kameraların karşısında yakarak yapılan şova inanmış değiliz.

Dünyada hiçbir örneği yoktur ki bir devlet terör örgütüyle masaya otursun. Bu bizim aciziyetimizi gösterir. Bitirilmiş can çekişen bir örgütle anlaşma yapmak, elinizde bulunan bir bebek katili teröristi muhatap almak hangi devlet aklıdır?

Bu da yetmemiş gibi “suça bulaşmamış terörist” uydurmasıyla içimize sokup siyaset yapmalarına izin vereceksiniz öyle mi?

Hatta memuriyet verin. Ya da meclise sokun. Bu ülkeye hizmet edenlere vermediğiniz imkanı onlara verin. Açlıktan nefesi kokan işçinin, hayatta kalma mücadelesi veren emeklinin, varlıkla yokluk arasında savaşan memurun hakkını 10 milyon suriyeliye peşkeş çektiniz. Biz sigortasız bir aspirin dahi alamazken, randevusuz muayene olamazken Suriyeli’lere bizim primlerimizle sorgusuz sualsiz hizmet sundunuz. PKK’lılara da aynısını yaparsınız. Derme çatma gecekondulara taktığınız Türk bayrağını unutup, oralardaki oğula, yavukluya, kardeşe dökülen gözyaşlarını, yürekleri dağlayan feryatları unutup, bunun faillerine villa bile tahsis edersiniz.

Teröristin Kürdü Türkü olmaz terörist teröristtir ve bir Devlet asla teröristle masaya oturmaz, onlar için özel yasa çıkarmaz, kanun değiştirmez. Anladığı dil silahsa silahla konuşur.

Kürtler başımızın tacıdır ama PKK asla ve asla Kürt halkının temsilcisi kabul edilemez. Kürdün de Türkün de temsiliyet yetkisi TBMM’dir. Kürdün işçisi 28 bin lira alırken Türkün işçisi 128 bin lira almıyor. Kürdün emeklisi 20 bin lira alırken Türkün emeklisi 120 bin lira almıyor. Aynı gemideyiz, aynı acıları yaşıyoruz, aynı yoksulluktan muzdaribiz ama bunları görmezlikten gelip olayları terörize ederseniz sorunumuz bitmez katlanarak devam eder.

Aslında ekmek hepimize yeter adil paylaşılırsa. Açgözlülük yapılmazsa.

Kısacası bu ülkede KÜRT sorunu değil, TÜRK sorunu var. Misaki Milli sınırları içerisinde yaşayan herkes etnik kimliğine bakılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşıdır.

Analar ağlamasın diyorsunuz tabiki ağlamasın ama  ağlayan anaların gözyaşları üzerinden, ağlatanlara saltanat kurarak bu acıları dindiremezsiniz. Bu ülkede bir metrekare toprağı bile olmayan gariban vatan sana canım feda diyorsa bu vatan kimseye peşkeş çekilemez. Dağdan indirdiklerinizi rehabilite edemeyeceksiniz. Dağdaki terörist şehirde eşkiya olacak, çete kuracak, mafya olacak bunu göreceksiniz. Kevgire dönen sınırlarımızı daha korunaklı hale getirip, mayınları temizlemek yerine dahada sıklaştırın. Karakollarımızı roketlere dayanıklı hale getirin. Sınırdan kuş bile uçurmayın. Bu milletin paralarını geçiş garantili yol ve köprülere, hasta garantili hastanelere, yolcu garantili havalimanlarına vereceğinize bizim olanı koruyun. Ülkeyi koruyun. Vatanı, bayrağı koruyun. Yazacak çok şey var ama alan dar.

Aşk-İle

Şair ve Yazar Birol Yıldız Hatipoğlu.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir