Son günlerde sosyal medyada dolaşıma sokulan kirli bir dil var.
İran’daki zulme ses çıkaranlara parmak sallayan,
“Filistin’de neredeydiniz?”
“Suriye için niye sustunuz?”
diye hesap soran bir dil…
Bu bir sorgulama değil.
Bu, vicdanı susturma girişimidir.
İran’da bugün olan biten sıradan bir “iç karışıklık” değildir.
İran’da sistematik bir devlet şiddeti vardır.
İran’da halk, yıllardır baskı, yoksulluk, ifade yasağı, kadınlara yönelik ağır dayatmalar ve adaletsizlik altında yaşamaktadır.
Son aylarda ise bu baskı, açık bir katliam rejimine dönüşmüştür.
Sokaklara çıkan gençler vuruluyor.
Kadınlar saçları, kıyafetleri, düşünceleri yüzünden öldürülüyor.
Öğrenciler kaybediliyor.
Cenazeler ailelere teslim edilmiyor.
İnternet kesiliyor, gerçekler gizleniyor, rakamlar saklanıyor.
Bu tabloya sessiz kalmamızı isteyenler şunu soruyor:
“Peki Filistin?”
Evet, Filistin.
Yıllardır bombalar altında yaşayan çocuklar,
yıkılan evler,
kuşatma altındaki bir halk…
Bu zulüm dün de vardı, bugün de var.
Peki Suriye?
Bir ülke yerle bir edildi.
Milyonlarca insan mülteci oldu.
Bir nesil mezarlıklarla büyüdü.
Ama şunu artık yüksek sesle söylemek zorundayız:
Bir zulme ses çıkarmak, diğerine sırt dönmek değildir.
Bir acıyı dile getirmek, başka bir acıyı inkâr etmek anlamına gelmez.
İnsanlık, acıları yarıştırarak savunulamaz.
Vicdan, “önce ona üzül, sonra buna” diye sıralanamaz.
Bugün İran’da yaşananlar, Filistin’den daha az vahim değildir.
Suriye’de yaşananlar, başka bir ülkedeki zulmü gölgede bırakmaz.
Zulüm, zulümdür.
Faili, dili, dini, rejimi değişse de özü aynıdır.
Asıl sorun şudur:
Bazıları zulme değil, kimin zulme uğradığına bakıyor.
İşte çürüme tam da burada başlıyor.
Bizim tarafımız nettir.
Yeni Odak’ın durduğu yer nettir.
İran’da bir kadın öldürüldüğünde de,
Gazze’de bir çocuk toprağa düştüğünde de,
Suriye’de bir şehir haritadan silindiğinde de
aynı cümleyi kurarız:
Bu insanlık suçudur.
Sessizlik erdem değildir.
Seçici sessizlik ise suç ortaklığıdır.
Bugün İran için konuşmak cesarettir.
Yarın Filistin için konuşmak da öyle.
İnsanlık, ancak böyle savunulur.
Acıları yarıştıranlara sözümüz yok.
Ama zulme susmamızı isteyenlere şunu söyleyelim:
Biz susmayacağız.
Çünkü vicdan sustuğu gün, insanlık ölür.