Suriye’de Aleviler katledilirken,
toprak susuyor, gökyüzü susuyor,
ama insanlık susmamalı.
Biz ki “eline, beline, diline sahip ol” diye büyütüldük,
biz ki canı candan ayırmadık,
şimdi soruyoruz.
Bir can daha toprağa düşerken,
hangi inanç, hangi devlet, hangi çıkar masum kalabilir.
Bu bir mezhep meselesi değildir.
Bu bir iktidar kavgası hiç değildir.
Bu, insanın insana reva gördüğü zulmün adıdır.
Alevi olmak,
acıya rağmen kin tutmamaktır,
zulme rağmen barışı savunmaktır,
öldürülürken bile birlik demektir.
Ama bilinmelidir.
Suskunluk rıza değildir.
Sabır, boyun eğmek değildir.
Biz barışı savunuruz,
ama katliamı kader diye yutmayız.
Buradan haykırıyoruz.
Bir canın kimliği olmaz.
Bir annenin gözyaşı mezhep sormaz.
Bir çocuğun çığlığı sınır tanımaz.
Suriye’de Alevilere yönelen her şiddet,
insanlığa yönelmiştir.
Bugün Alevi olan yarın başkası olur,
zulüm doymak bilmez.
Bu bir çağrıdır.
İnancı ne olursa olsun,
dili, kimliği, coğrafyası ne olursa olsun,
vicdan sahibi herkese.
Katliama karşı dur.
Nefrete karşı dur.
Sessizliğe karşı dur.
Çünkü barış, sadece silahların susması değil,
insanın insana kıymaktan vazgeçmesidir.
Ve biz,
bu çağrıyı,
toprağa düşen her canın ardından,
bir kez daha,
bir kez daha,
haykırmaya devam edeceğiz.
Can-fiye
Canfiye hn İnsan olmayı çok güzel özetlemişsiniz teşekkür ederiz…