Yusuf Ziya Leblebici
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KÖŞE YAZISI
  4. Siyaset mi, Kültür Sanat mı?

Siyaset mi, Kültür Sanat mı?

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ankara’da yaptığımız programın çalışmaları nedeniyle bir kaç aydır yazamadım… Bir sonraki yazımda, bu etkinliğe de değineceğim.

Ankara’da  63.sünü gerçekleştirdiğimiz “Yaşayan Değerlerimiz” programında sanatçılarımızı ödüllendirirken, kültür ve sanatımıza katkı sunan bazı siyasilerimizi de ödüle layık gördük. Etkinliğimizin sonunda ise, her zaman olduğu gibi toplum olarak ne kazandık, ne kazandırdık muhasebesine oturduk… İster istemez de konu başlıklarımızdan birisi de “Siyaset mi, Kültür Sanat mı?” sorusu oldu.

Kültür sanattan kopmuş bir siyaset mi, halkın kültür sanat hafızasını yarınlara taşıyan ve evrenselleştiren bir anlayış mı daha önemli…

Olmazsa olmaz siyasetin üzerini çizmeden, ekonomiye bulaşmadan, kutuplaştırılmayı bir kenara bırakıp “siyaset-kültür sanat” boyutunu biraz irdeleyelim istedik.

Toplumların kaderini yalnızca siyaset belirlemez. Hatta çoğu zaman siyasetin yönünü bile kültür ve sanat tayin eder. Çünkü siyaset, günü yönetir; kültür ise nesilleri şekillendirir. Bugün yaşadığımız çağın en büyük yanılgılarından biri de tam burada başlıyor: İnsanlar siyaseti hayatın merkezi sanırken, kültür ve sanatı “boş zaman uğraşı” olarak görmeye devam ediyor.

Oysa bir ülkenin gerçek hafızası meclis tutanaklarında değil; türkülerinde, şiirlerinde, hikayelerinde, romanlarında, filmlerinde ve tiyatrolarında yaşar. Siyasi iktidarlar değişir, partiler kapanır, sloganlar unutulur. Ama bir ozanın yaktığı ağıt, bir şairin yazdığı mısra, bazen yüz yıllar boyunca yaşamaya devam eder.

Bugün toplumdaki sertleşmenin, tahammülsüzlüğün ve kutuplaşmanın temel sebeplerinden biri de kültür ve sanatın geri plana itilmesidir. Çünkü sanat insana düşünmeyi öğretir. Empati kurdurur. Farklı fikirlere kulak vermeyi sağlar. Siyaset çoğu zaman taraf üretirken, sanat insanı ortak bir duyguda buluşturur.

Ne yazık ki günümüzde kültür merkezleri boşalırken siyasi tartışmalar ekranları dolduruyor. Gençler bir şairin kitabını konuşmaktan çok, sosyal medyadaki politik kavgaların içine çekiliyor. Halbuki bir toplum yalnızca siyasi başarılarla büyümez; estetikle, fikirle, edebiyatla ve sanatla derinleşir.

Burada önemli olan, siyaseti bütünüyle değersiz görmek değildir. Elbette siyaset gereklidir. Ancak kültürden kopmuş bir siyaset, kısa vadeli çıkarların ötesine geçemez. Kültür ve sanatla beslenmeyen toplumlarda dil fakirleşir, düşünce yüzeyselleşir, insanlar birbirini anlamakta zorlanır.

Bu yüzden artık şu soruyu yeniden sormamız gerekiyor: Günü kurtaran bir toplum mu olmak istiyoruz, yoksa geleceğe iz bırakan bir medeniyet mi?

Çünkü kalıcı olan çoğu zaman siyasi tartışmalar değil; insan ruhuna dokunabilen eserlerdir. Ve belki de bir ülkenin gerçek gücü, kaç siyasetçi yetiştirdiğinde değil; kaç sanatçı, düşünür ve şair çıkarabildiğinde saklıdır.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. Üretmekten ziyade herşeyi tüketmeye maili bir toplum çağındayız değerlerimize sahip çıkmak ve onları gelecekle buluşturmak siz değerli kişilerin yaptığı etkinliklerle altını çizmiş oluyor bir küçük kıvılcım tüm dünyayı aydınlatabilir oysa emeklerinize yüreğinize sağlık başarılarınız daim olsun daha güzel işlerde de imzanızı görmek nasip olsun tekrar teşekkür ediyorum

  2. 14 Mayıs 2026, 20:42

    Kaleminiz susmasın değerli yazar.Sanat için sanat yapmak artık nadir görüyoruz.Kitap okuma sayısı azaldı.Kültür rafa kalktı.Vefa eskilerde kaldı.Çıkar artık gözde.sizler gibi değerler kalemler insanlar oldukça inadına sanat..saygılar teşekkürler..