Ayten Turan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KÖŞE YAZISI
  4. KALEMİM ELEŞTİRİR, HAKARET ETMEZ

KALEMİM ELEŞTİRİR, HAKARET ETMEZ

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Hakaret Değil, Fikir Konuşsun
Bu yazıyı kaleme alırken açıkçası nereden başlayacağımı bilemedim. Çünkü içimde hem büyük bir kırgınlık hem de ciddi bir öfke var.
Yıllardır yazıyorum. Bugüne kadar birçok yazım eleştirildi, farklı görüşlerle karşılaştım. Ancak hiçbir yazımda ya da herhangi bir paylaşımımın altında bana hakaret edilmedi. Bunun en önemli sebebi ise benim hiçbir zaman kimseye saygısızlık yapmamış olmamdır. Aynı şekilde, bana da saygısızlık yapılmasına izin vermedim.
Bugüne kadar hiçbir insanın şahsına, onu sevsem de sevmesem de, hakaret edilmesini doğru bulmadım. Elbette benim doğru dediğime başkası yanlış diyebilir. Muhalif bir kalemim; yazı tarzım da eleştireldir. Bana göre yanlış olanı yazar, eleştiririm. Özellikle siyasi konularda farklı görüşlere yönelik pek çok yazı kaleme aldım. Ancak ne kadar sert eleştirsem de, saygı sınırını aşmamaya özen gösterdim. Eğer bir yanlışım olduysa da özür dilemeyi bildim.
Son günlerde ise CHP içindeki tartışmalar üzerine yazdığım yazılarda bambaşka bir tablo görüyorum. Hakaret adeta sıradanlaşmış durumda. Bir taraf öylesine yoğun bir nefret dili kullanıyor ki, daha düne kadar omuz omuza yürüdüğü insanlara bugün “hain” demekte hiçbir sakınca görmüyor. Kendilerini eleştiren herkesi de aynı yaftayla susturmaya çalışıyor.
Ben düşüncemi açıkça ifade ediyorum. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasette daha samimi ve daha net bir duruş sergilediğini düşünüyorum. CHP’nin çizgisine de bu anlayışı daha yakın buluyorum. Bu benim kişisel görüşümdür. Ne suçtur ne de ayrımcılıktır. Herkes gibi benim de fikir beyan etme hakkım vardır.
Asıl yapılması gereken, insanlara “hain” damgası vurmak değil; ortaya atılan iddialara cevap vermektir. Kurultay yapılır, delegeler iradesini ortaya koyar. Kim seçilirse seçilsin, biz de demokratik olgunlukla o karara saygı duyarız. Dün Sayın Özgür Özel seçildiğinde kabul ettiğimiz gibi, bugün Sayın Kemal Kılıçdaroğlu görevde olursa da kabul ederiz; yarın başka biri seçilirse de aynı saygıyı gösteririz.
Hiç kimse, farklı düşündüğü için hakarete uğramayı hak etmez. Üstelik bunu yapanlar aynı partinin mensuplarıysa, durum daha da düşündürücüdür. Bir CHP’li olarak başka bir CHP’linin hakarete uğramasını kabul edemem. Daha da üzücü olan ise, bazı kişilerin bu hakaretleri görüp sessiz kalması, hatta bundan memnuniyet duyar gibi davranmasıdır.
Bugün hakaret ettirdiğiniz insanlardan yarın oy isteyeceksiniz. Bugün susturduğunuz insanlardan yarın destek bekleyeceksiniz. Siyaset nefret diliyle değil, ortak akılla yapılmalıdır.
Açık konuşayım; parti içinde mücadele ettiğini söylerken aynı zamanda yeni parti kurma hazırlıkları yapanları samimi bulmuyorum. Ben olsaydım önce partimin güçlenmesi için çalışır, nefret dilini bırakır, birlik ve beraberlik mesajları verirdim. Kurultayı sabırla bekler, aday olurdum. Kazanırsam görevimi yapar, kaybedersem partimin başarısı için çalışmaya devam ederdim. Çünkü mesele koltuk değil, CHP’nin geleceğidir.
Bu yazımdan sonra CHP içindeki tartışmalar üzerine yazmayı da, yorum yapmayı da düşünmüyorum. Elbette bana yönelik bir hakaret ya da iftiraya cevap verme hakkımı saklı tutarım. Ancak artık herkesin biraz sakinleşmesi gerektiğine inanıyorum.
Ülkenin konuşulması gereken onca sorunu varken enerjimizi birbirimizi tüketmeye harcamamalıyız. CHP’de “sen, ben” anlayışı değil, “biz” anlayışı hâkim olmalıdır. Bölünürsek kaybeden yine hepimiz oluruz.
Son olarak, değerli yol arkadaşlarıma bir çağrıda bulunmak istiyorum.
Ben eleştiririm; çünkü kalem tutuyorum. Eleştiri benim hakkımdır, tıpkı herkesin olduğu gibi. Ama hakaret asla değildir. Ben kimseye hakaret etmedim, ettirmem de.
Yazılarımın altına hakaret yazarak beni susturacağınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Ben o yorumu siler, yoluma devam ederim. Dün nasıl CHP’liysem bugün de öyleyim, yarın da aynı inançla yoluma devam edeceğim.
Eğer bir partili hakkında ispatlanmış bir yanlış ya da hukuki bir suç varsa elbette onu da yazarım. Çünkü gazetecilik ve yazarlık bunu gerektirir. Ancak kişilere değil, yanlışlara karşı kalem oynatırım.
Benim anlamakta zorlandığım ise şudur: Ben son derece naif bir eleştiri yaparken, hakaret edenleri değil de beni hedef almanız gerçekten düşündürücüdür. Belki bu, yazılarımın dikkate alındığını gösteriyordur; buna yalnızca teşekkür ederim. Ama bilin ki hiçbir ilgi, hiçbir siyasi görüş ve hiçbir tartışma hakareti meşrulaştıramaz.
Gelin artık birbirimizi değil, ülkemizin gerçek meselelerini konuşalım. Sanırım hepimizin buna çok daha fazla ihtiyacı var.
” Eleştiri demokrasinin nefesidir. Hakaret ise yalnız çaresizliğin dilidir.
Ben her zaman olduğu gibi kalemimi eleştiri için kullanmaya devam edeceğim.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir