Yusuf Ziya Leblebici
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KÖŞE YAZISI
  4. Kalabalığın Gölgesinde Kalan Kültür

Kalabalığın Gölgesinde Kalan Kültür

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir şehri tanımak için meydanlarına değil, kültürlerine bakın derler.

Çünkü meydanlar kalabalığı, kültürler ise hafızayı gösterir.

Bugün şehirlerimizde dikkat çeken manzara ise hafızadan çok kalabalığın önemsenmesidir. Bir konserin kaç kişi topladığı, bir festivalin kaç gün sürdüğü, sosyal medyada kaç görüntülenme aldığı uzun uzun konuşuluyor. Buna karşılık bir şiir dinletisinin, küçük bir tiyatro topluluğunun ya da yıllardır sessizce çalışan bir kültür-sanat derneğinin ürettiği değeri konuşanların sayısı her geçen gün azalıyor.

Elbette konserler yapılmalıdır. Meydanlar şarkılarla dolmalı, insanlar aynı ezgide buluşmalıdır. Eğlenmek, toplum hayatının vazgeçilmez ihtiyaçlarından biridir. Mesele konser yapmak değil, kültürü yalnızca konserden ibaret sanmaktır.

Çünkü kültür, birkaç saatlik bir etkinlik değil, yıllar süren bir birikim, kuşaktan kuşağa aktarılan bir hafıza ve görünmeyen emeklerin toplamıdır.

Bir şairin yetişmesi yıllar alır. Bir halk oyunları ekibinin geleneği yaşatması onlarca gönüllünün fedakârlığına bağlıdır. Bir tiyatro topluluğu perdeyi açabilmek için aylarca prova yapar. Bir yazar, belki yıllarını verdiği kitabını bastıracak bir destek arar. Fakat bütün bu emekler, birkaç saat süren büyük organizasyonların gürültüsü içinde çoğu zaman görünmez olur.

Sorun tam da burada başlıyor!..

Kamu kaynakları elbette toplumun mutluluğu için kullanılacaktır. Ancak mutluluk yalnızca eğlenmekten ibaret değildir. Düşünen, üreten, sorgulayan ve estetik duygusu gelişmiş bireyler yetiştirmek de kamunun en önemli görevlerinden biridir. Kültür politikası, sahne kurmaktan önce insan yetiştirme meselesidir.

Ne yazık ki günümüzde başarı çoğu zaman rakamlarla ölçülüyor. Kaç kişi geldi, kaç haber, kaç paylaşım yapıldı?

Oysa kültürün gerçek değeri çoğu zaman sayılamaz.

Bir çocuğun ilk kez şiirle tanışmasının, genç bir ressamın ilk sergisini açmasının ya da küçük bir ilçede kurulan tiyatro kulübünün hayat değiştiren etkisini hiçbir duygu, hiçbir istatistik tam olarak anlatamaz.

Bir başka mesele ise adalet duygusudur.

Sanatın beslendiği en önemli kaynak özgürlüktür. Desteklerin kişisel ilişkilere, siyasi yakınlıklara ya da ideolojik tercihlere göre dağıtıldığına dair en küçük kuşku bile, yalnızca sanatçıyı değil, kamuya duyulan güveni de zedeler. Kültür alanında güven kaybolduğunda geriye yalnızca kırgınlık kalır.

Oysa belediyeler yalnızca kendilerine yakın olanların değil, aynı şehrin havasını soluyan herkesin kurumudur. Kültüre ayrılan her kuruş da bu ortak sorumluluğun bir parçasıdır.

Bugün arkasında destekleyicisinin olmadığı, adını kimsenin bilmediği sanatçılar kültürü sessizce ayakta tutmaya çalışıyor. Elektrik faturasını düşünerek etkinlik planlayan dernekler, salon bulamadığı hâlde tiyatro yapmaktan vazgeçmeyen gençler, kitaplarını kendi imkânlarıyla bastıran yazarlar…

Onlar büyük kalabalıklara hitap etmiyor olabilir. Ama bir ülkenin kültürel omurgası zaten çoğu zaman sessiz insanların omuzlarında yükselir.

Belki de asıl yanılgımız burada ve biz kültürü sonuç sanıyoruz. Oysa kültür bir sonuç değil, uzun bir yolculuktur. Festivallerse, o yolculuğun görünen yüzüdür, konserler o emeğin kısa bir anıdır. Asıl değer ise perde açılmadan önce geçen yıllarda, yazılan ilk mısrada, yapılan ilk provada ve vazgeçmeyen insanların sabrında saklıdır…

Meyvesini yemek istiyoruz ama ağacı sulamıyoruz.

Sonra da; neden yeni nesil fark istiyor, neden tiyatrolar kapanıyor, neden gençler sanattan uzaklaşıyor diye hayıflanıyoruz.

Oysa cevap çok uzakta değil!

Bir ülke, kültürünü yalnızca alkışın duyulduğu yerde aramaya başladığında; üreten insanların sesini de yavaş yavaş kaybeder. Halka ne sunarsan onu alır ve gerçek değerleri, kültür ve sanatı yaşatan sanatçıları, dernekleri göremez!

Ancak bilinmelidir ki;

Kalabalıklar bir akşamda dağılır. Kültür ise ya yıllarca emek verilerek yaşatılır ya da aynı sessizlik içinde kaybolur.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir