Geçtiğimiz günlerde esprili bir video seyrettim 1800 yıllarında ki, bir kadınla 2025 yılında ki, kadın karşılaşıyor. 2025 Yılında ki, kadın işten gelmiş darmadağın yorgun ama 1800 Yıllarında ki kadın bakımlı kabarık elbiseler şapkalar falan efsane güzel, 1800 lü yıllarda ki, kadın çağımızda ki, kadını görüp çok şaşırıyor…
– Artık diyor kadınlar çalışıyor mu? Ne kadar güzel diyerek sevinme ifadesi kullanıyor.
Diğer kadın…
Evet diyor artık çalışıyoruz,
Evdeki işleri kim yapıyor?
Onları da biz yapıyoruz, çocuklarıda biz bakıyoruz, 1800 lü yıllarda ki kadın, biz kadınlar özgürce çalışmak istedik ama bütün işleri biz yapıyorsak özgürlüğün ne anlamı var ? Diye soruyor, çağımızda ki kadın çalışmak istedinizde iyi halt ettiniz, bu çağda kadınlar çalışıyor ama yine özgür değiliz tam tersine çok yorgun ve bitkiniz.
Diyerek serzenişte bulunuyor.
Tabi bu anlatımda biraz latife olduğunu anlamışsınızdır.
Diğer bir gerçek şu ki, günümüzde 12 Saat çalışan kadınlarımız gerçekten her şeye yetişmeye çalışırken bitkin ve çok yorgun oluyorlar ve maalesef ki, çocuklarına kendilerine gereken zamanı bazen ayıramıyorlar.
Neticede kadınların çalışması gerektiğini düşünen biriyim kadın ekonomik özgürlüğü için çalışmalı bir meslek sahibi olmalı ama bu demek değildir ki, evde çocuklarıyla oturup onları yetiştirmek için dışardaki, iş hayatına giremeyen kadınlarımızı eleştirelim, her kadın kendi yaşama koşuluna göre çalışıp çalışmayacağını seçebilecek noktadadır, saygı duymak gerekiyor.
Şimdi asıl konumuza gelecek olursak, kadın olarak güçlü olalım derken bazen erilleşip prenses erkekleri çoğalttığımızı düşünüyorum.
Güçlü kadın profili çizelim derken bir bakıyoruz ki, Hasan emmi olmuşuz aman Hasan beyler alınmayın nedense aklıma direk o geldi.
Neyse efendim güçlü kadın olalım derken topuklu ayakkabıları bırakıp düz tabanlarla koşar duruma geldik.
Tamam güçlü olalım kendimizi ezdirmeyelim ama yaratılışımızın kadın olduğunu unutmamak gerektiğinide göz önünde bulunduralım.
Herşeyi ben yaparım ben hallederim derken çevremizde ki, erkek figürlerini yok ettiğimizinde farkına varalım, biz kadınların tamda burada hata yaptığımızı görelim istiyorum.
Toplumumuzda kadın olarak hep güçlü erkek figürünü daha çok benimsedik.
Güçlü derken vurduğum vurduk kırdığım kırdık değil. Sen yorulma ben hallederim diyen görevlerini iyi bilen Türk kültürüne uygun, kadın çalışsa bile kadınla birlikte güç olabillen erkeklerden bahsediyorum.
Maalesef ki son zamanlarda ortalıkta bir prenses erkek fulyası var, değmeyin gitsin, yemeğe çağırır, hesabı kadın öder, otoparktan arabasını alacak ah üzerimde bozuk para yoklar bir kibarlar…
Kibar derken kadına değil kendilerine kıyamamalar su üzerinde yürür gibi hiçbir sorumluluğu almayanlar sen halledersin canımlar, tabi bu birçok örnekle anlatabilecek bir konu…
Peki ne olduda Türk erkeklerinin bir çoğu bu prenses erkek kategorisindeler acaba eril kadınlar güçlü olayım derken bu tür erkeklere zemin mi hazırladılar, sonrada sorumluluğu almaya zaten gönülleri olmayan erkekler prensesleşmeyi kabul mü ettiler?
Yani anlayacağınız, Türk kadınları eski Türk beyefendileri özlediler, kadına güç olan, yanında destek olan her haliyle kadına saygı duyan o beyefendileri özlediler.
Şimdi prenses erkek efendiler kadın çalışsın, her işini yapsın ama banada prenses gibi davransın, bu aradada yanlarında ki kadın bakımlı olsun, seksi olsun falan filan ama bir bakıyorlar ki, o herşeyi bekledikleri kadın erilleşip yanlarında bir bıyık bırakmadan dolaşıyorlar.
Anlayacağınız biz kadınlar erilleşmeye devam edersek prenses erkeklerimizde çoğalacak, biz kadın gibi kadın olalım bırakın birşeyleri eksik yapalım o prenses erkek efendiler tamamlasın bizde kadınlığımızın tadını çıkaralım ne dersiniz?
Eminim birçok kadın bunu ister lakin iş işten çoktan geçmiştir.
Prenses beyler çoğalmaya devam ederken biz kadınlar daha fazla erilmemek için, kadınlığımıza korumak için yollar aramaya başlamamız gerekli.
Hani herkesin dilinde olan bu yıllar uyanış yılı meselesi varya, işte o uyanış umarım kadının bu haklı davasında da işe yarar ve kadın kadın gibi erkekte aslanlar gibi yani erkek gibi davranmaya başlar.
Unutmamak gerek aslanın erkeğide dişiside ASLANDIR..
Siz prenses erkek beyefendiler, aslanlığı elinize alın, kadınlar dişi aslanlığı elinde tutar.
Bu yazım bazı kötü dönemlerde, basının tek derdimiz penguen çiftleşmesi gibi penguen belgeseli vermesine benzettim.
Sanki ülkemin tek derdi prenses erkekler…
Ülkemizde Dünyada o kadar ciddi problemler var ki, ekonomik kriz tutuklamalar, kayyumlar usulsüz kazançlar gün gün halkın aklıyla oynayan açıklamalar yetersiz sağlık sistemi bunların içinde, devede kulak şu prenses erkekler ama bizlere siz yazmayın siz susun deyip bu tür yazılara hak görüyorlar maalesef ki, sorun olmayan sorun diye bunları yazıyoruz.
Gerçi prenses erkekler çoğalırsa bu sorunlarda dahada büyür diyerek,
( Lütfen prenses erkekler asıl Türk yiğitliğine geri dönünde bu zor süreçlerde sadece kadınların yanında değil, Halkımızın yanında, toplumumuzun yanında olun…
Buna çok ihtiyacımız var.