Bazen sararmış bir arşiv belgesi, tozlu bir nüfus defteri ya da eski bir icazetname, doğup büyüdüğümüz topraklara bakışımızı kökten değiştirir. Yıllardır sadece adını bildiğimiz, yollarından geçtiğimiz, dağlarını seyrettiğimiz köyümüzün sıradan bir yerleşim yeri olmadığını anlarız. O toprağın; yüzyıllara dayanan resmî bir hafızanın, köklü bir inanç dergâhının ve vatan savunmasının sessiz ama sarsılmaz bir kalesi olduğunu fark etmek, insana geçmişine karşı büyük bir sorumluluk yükler.
Tokat’ın Almus ilçesine bağlı, Tozanlı Vadisi’nin kalbinde yer alan Cihet (eski adıyla Ceğet) köyü, tam da böyle bir muazzam mirasın günümüzdeki canlı temsilcisidir.
Arşivlerin Dilinden: 15. Yüzyıldan Bugüne İdari Hafıza
Millî Savunma Bakanlığı kayıtları, Osmanlı arşiv belgeleri ve bölge üzerine yapılan akademik araştırmalar, Cihet’in köklerinin yüzyıllar öncesine uzandığını açıkça ortaya koymaktadır. Araştırmacı-yazar Fikri Karaman’ın Sivas-Tokat Tozanlı Kazası: 1455’ten 2003’e başlıklı kapsayıcı kaynak eserinde de işaret edildiği üzere bölge, 15. yüzyıl tapu tahrir defterlerinden itibaren Osmanlı idari ve vergi ağının ayrılmaz bir parçası olmuştur.
Köyün ismi, asırlar süren tarihsel süreç ve dil transformasyonu içinde şu resmî değişimlerden geçmiştir:
1522 yılı kayıtlarında: Çeget / Ceged
1928 yılı kayıtlarında: Ceget
Yakın dönem halk dilinde ve resmî yazışmalarda: Ceğet
Nihai olarak günümüzde resmiyet kazanan şekliyle: Cihet
Güneydoğusunu bir muhafız gibi saran heybetli Peyikbaba Dağı’nın gölgesinde biçimlenen bu tarihî belde, idari anlamda da hareketli bir geçmişe sahiptir. Uzun yıllar Reşadiye’ye bağlı kaldıktan sonra Almus’a bağlanması, ardından belediye statüsü kazanarak beldeye dönüşmesi ve yaşanan son idari reformlarla geçirdiği dönüşümler, köyün yerel tarihteki dinamik rolünü gözler önüne serer.
Kurtuluş Savaşı’nın Sessiz Kahramanları: Ceğet’in Vatan Evlatları
Ceğet’in bu topraklara bağlılığı yalnızca vergi kayıtlarında değil, vatanın en zor günlerinde dökülen helal kanlarda da saklıdır. Millî Savunma Bakanlığı Şehitlik Kayıtları incelendiğinde, Ceğet köyünün vatan savunmasına verdiği katkının büyüklüğü derinden hissedilir. Henüz Soyadı Kanunu’nun çıkmadığı, insanların sülale ve lakaplarıyla anıldığı o sancılı dönemde, Anadolu’nun bağımsızlık mücadelesi için cepheden cepheye koşan ve geri dönmeyen vatan evlatlarından bazıları kayıtlara şöyle geçmiştir:
Karaahmetoğullarından Abdullah oğlu İbrahim (Doğum: 1898) – Batı Cephesi’nde, Toydemir Harbi’nde şehit düştü.
Kraloğullarından Halil oğlu İbrahim (Doğum: 1894) – Batı Cephesi’nde, Toydemir Harbi’nde şehit düştü.
Haliloğullarından Halil oğlu Mustafa (Doğum: 1894) – Batı Cephesi’nde, Kilittepe Muharebesi’nde şehit düştü.
Göbekçioğullarından Satılmış oğlu Muharrem (Doğum: 1896) – Süpüren Sırtlarında şehit düştü.
Ceğet ve içinde yer aldığı Tozanlı yöresi, sadece İstiklal Harbi’nde değil, Birinci Dünya Savaşı’nın o amansız yıllarında Şark (Kafkas) Cephesi’nden Galiçya’ya, Irak çöllerinden Çanakkale Boğazı’na kadar imparatorluğun dört bir yanına fidanlarını göndermiştir. Bu toprakların hür kalması için en büyük bedeli, evlatlarının canlarıyla ödemişlerdir.
Asırlık Bir İnanç Geleneği: Eraslan Ocağı ve Hacı Bektaş Bağı
Cihet’in kimliği sadece askerî kahramanlıklar ve idari belgelerle sınırlı değildir. Burası aynı zamanda Anadolu’nun zengin Alevi-Bektaşi inanç ve kültür dünyasının köklü, saygın merkezlerinden biridir. Prof. Dr. Ali Yaman’ın bölgede yürüttüğü alan araştırmaları ve gün yüzüne çıkardığı Osmanlıca icazetnameler, köydeki manevi dokunun merkezinde Eraslan Ocağı’nın yer aldığını göstermektedir.
Arşivlerde yer alan ve 19. yüzyılın sonuna (Teşrinievvel 1314 / Ekim 1898) tarihlenen icazetnameler, Eraslan evladından Bektaş Dede’nin Serçeşme olan Hacı Bektaş Dergâhı ile olan doğrudan bağını ve oradan aldığı onayı resmen belgelemektedir.
İnanç bağının sürekliliği 20. yüzyılda da kesilmemiştir. Cumhuriyet döneminde, Alevi dünyasının önemli kanaat önderlerinden Cemalettin Ulusoy tarafından verilen bir diğer icazetname ile Reşadiye Ceğet köyünden Hüseyin Aslan’ın Eraslan Ocağı mensubu bir dede olarak tayin edildiği görülmektedir. Bu belgeler; Hacı Bektaş Dergâhı ile Ceğet arasındaki tarihî, hukuki ve manevi bağı tartışmasız bir biçimde kanıtlar niteliktedir.
Geleceğe Karşı Ortak Sorumluluğumuz
Peyikbaba Dağı’nın eteklerinden yükselen niyazlardan Batı Cephesi’nin barut kokulu siperlerine; Hacı Bektaş Dergâhı’nın el yazması icazetnamelerinden 1500’lü yılların tapu kayıtlarına kadar Cihet (Ceğet), sıradan bir coğrafi nokta olmanın çok ötesindedir.
Bugün bizlere düşen en büyük görev; bu topraklara sinmiş olan şehitlerimizin hatırasını yaşatmak, Eraslan Ocağı’nın yüzyıllardır taşıdığı barış, hoşgörü ve inanç değerlerine sahip çıkmak ve bu muazzam tarihî mirası aslına sadık kalarak gelecek nesillere aktarmaktır. Çünkü köklerini unutan toplumlar, rüzgârın önündeki yapraklar gibi savrulmaya mahkûmdur.