Ayten Turan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KÖŞE YAZISI
  4. Ankara’da El Sıkışanlar, Sokakta Yüreği Sıkışanlar!

Ankara’da El Sıkışanlar, Sokakta Yüreği Sıkışanlar!

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Meclis Genel Kurulu’nda dün gece yarısı 467 el aynı anda havaya kalktı. Resmi adı çok süslü, çok iddialı: “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”. Ama sokağın, halkın ve vicdanların dilindeki adı çok net: Çerçeve Yasa. Yaklaşık 12 saat süren o hararetli tartışmaların ardından, iktidarı ve muhalefetiyle Meclis çatısı altında “tarihi uzlaşı” şarkıları söylendi. Liderler tebrikleri kabul etti, kulislerde çaylar yudumlandı, el sıkışma fotoğrafları boy boy ekranlara düştü.
Ankara’da birileri el sıkışırken, dün gece bu ülkenin sokaklarında, evlerinde, şehit ocaklarında ise milyonlarca insanın yüreği sıkıştı.
Çünkü Meclis’teki o konforlu koltuklarda oylanan şey, sadece 12 maddelik bir metin değildi. Oylanan şey; bu toprakların otuz yılı aşkın süredir ödediği bedeller, kundaktaki bebeklerin hakkı ve terörün karşısında dimdik duran o sarsılmaz milli iradeydi.
Dün geceden beri sosyal ağları, sokaktaki isyanı takip ediyorum. Dijital meydanlarda adeta bir infial dalgası var. Vatandaş haklı olarak soruyor: Biz kime, nasıl güveneceğiz? Yıllarca “asla taviz verilmez” denilen kırmızı çizgiler, dün gece tek bir oylamayla nasıl pembeleşti? X (Twitter) meydanlarında yükselen “Bebek Katili” ve “Şehitlerimizin Kemikleri Sızlıyor” haykırışları, Ankara’nın o sağır duvarlarına çarpıp geri mi dönecek?
Vatandaşın öfkesi haksız mı? Ceza ertelemeleri, 6 aylık başvuru süreleri, örtülü esneklikler… Adına “af” demiyorlar ama sokaktaki insan salıverilecek her bir teröristin, bu ülkenin adalet duygusuna saplanacak yeni bir hançer olduğunu çok iyi biliyor. Hele ki Yeni Parti’nin (Özgür Özel) grup kararı almayıp serbest bıraktığı vekillerden 35’inin “evet” oyu vermesi, kendisini muhalif olarak gören seçmende tam bir hayal kırıklığı ve aldatılmışlık hissi yarattı. Seçmen, “Siyaset yoluyla terör meşrulaştırılamaz” diyerek kendi seçtiği vekillere isyan ediyor.
En çok da şehit ailelerinin, gazilerin ahı yükseliyor o oylama tablosuna. Vatan için can verenlerin aziz hatırası, siyasi mühendislik hesaplarına feda edilebilir mi? Bir yanda “Süreç tıkır tıkır işleyecek” diyen siyasiler, diğer yanda “Bizden ne gizleniyor?” diye şüpheyle kıvranan bir halk.
Tarih, Meclis’te el kaldıran o 467 vekili de yazacak; sokağın sesini duyup tek blok halinde dik duran, Türk bayraklarıyla o salona girenlerin şerhini de yazacak. Ancak unutulmamalıdır ki, barış ve kardeşlik masaları kurulurken, bu milletin adalet terazisi bozulursa, o terazinin altında önce o masayı kuranlar kalır.
Çünkü bu halk, ne geçmişteki acılarını unuttu, ne de o acıların müsebbiplerine gösterilen bu “çerçeveli” müsamahayı unutacak!

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir