Erdem Kaya
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KÖŞE YAZISI
  4. ŞEHERLİLER KÖYLERE GELMESE Mİ ACEP?

ŞEHERLİLER KÖYLERE GELMESE Mİ ACEP?

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

58 Yaşındayım.

Birçoğu gibi bende ömrümün çoğunu çalışarak, hatta çocukluğumdan beri çalışarak geçirdim.

Emekli oldum, bir süre yine çalıştım ve hayatımda ilk kez bu kadar uzun bir süre tatil yaptım.

Tatil deyince aklınıza hemen sahil kentleri gelmesin ha! Ben hayran olduğum köyüme, doğduğum topraklara, Özalan’a gittim.

Biliyorum ki bu topraklar doğduğumdan beri bana hep iyi gelir.

Havası, suyu, sıcacık insanları, doğasıyla harika bir köyüm var. Kendimi bu yüzden hep şanslı hissederim.

Mayamızın burada yorulduğundan sanırım bu bağlılık.

Ömrümüz büyük şehirde geçmiş olsa bile, bizim memleket sevdamız başkadır içimizde.

Memleket deyince akan sular durur…

Yaklaşık iki ay süren bu tatil sürecinde, sevdiklerimle güzel anılar biriktirdiğim gibi, ne yazık ki hastalıklar, sevdiğimiz insanların ölümleri gibi birçok olumsuzlukları da yaşadım.

Ama işte hayat bu, her zaman yolunda gitmeye bilir. Önemli olan direnme gücü…

Her zorluğa direnebilir, her olumsuzluklara katlanabilir insan.

İnsanoğlu güçlüdür…

Hele de köylerimizde yaşan insanlarımız…

Köylerimizde yaşayan insanlar o kadar çalışkan ve yorgunlar ki adeta tüm zorluklara göğüs gerip, inadına direniyorlar hayata.

Ama her zorluğa rağmen yüzlerinden gülücüğü, sofralarından lokmayı hiç eksik etmiyorlar.

Eminim sizlerin köylerinizde yaşayan canlarda aynıdır, çünkü onlar ana dolu evlatları, saf ve duru, emekçi insanlar.

Ya şehirlerde yaşayıp köylere gelen tatilcilere ne demeli?

Bazıları özünü unutmadan kollarını sıvayıp köydeki yakınları ile bağa bahçeye, tarlaya gidip yardımcı oluyor, bazıları da tam aksine selam vermeye, büyüklerinin elini öpmeye bile tenezzül etmiyor, kibirden kırılıyorlar.

Arkadaş sizin aslınız belli nesliniz belli. Bu kibir, bu havanız nedir?

Süslü kıyafetler giydiniz, pahalı kokular sürdünüz, lüks arabalara bindinizde ne oldu? Başınız göğemi erdi? Daha mı saygıdeğer insan oldunuz?

Kusura bakmayın ama benim köylü canlarıma öyle tepeden bakma hakkını size kim verdi?

Köylü olmasa siz bu kibirle acınızdan ölürsünüz be! Ölür…

Köye bir şekilde geldiniz, belki kendinizi mecbur hissettiniz. Olabilir.

Ama geldiğiniz köylerin düzenine ayak uyduracaksınız, düzeni bozmayacaksınız. Kibrinizle gönülleri, çöplerinizle şehirlerdeki gibi köyü kirletmeye, harap etmeye hakkınız yok…

İlkbahar da köye geliyorsunuz, köy tertemiz.

Neden? Çünkü köylerde sadece köylüler yaşıyor kıştan bahara kadar.

Bizim ne kadar evimiz arazimiz olsa da köyün sahipleri, emektarları onlar.

Onlar her şeyi düzenli şekilde yaparlar. Köyde hiçbir şey israf olmaz, değerlendirilir.

Mesela bitkisel atıklar tarlalara gübre, hayvanlara yiyecek olur. Kâğıt ve benzeri atıklar ise güzüne sobalarda, ya da belirlenen yerlerde yakılır.

Ortada ne çöp kalıyor ne çevre kirliliği.

Ya yaz tatil dönemi gelince? Her taraf çöp, pislik.

Çünkü şehirliler köylere gelmeye başlamıştır.

Dere, Irmak, çeşme başları pet şişeler, cips ambalajları, alkollü içecek şişeleri poşetlerle kirlenmeye başlar.

Piknik yapanlar, ya da ormanlarda, su başlarında çilingir sofrası kuranlar, yediklerinin ve içtiklerinin atıklarını ya orada bırakıyor ya da ormanlara, su yataklarına, yol kenarlarına fırlatıp atıyorlar.

İşte bu ahlaksızlığın en büyüğü…

Ne yazık ki buna, bu ahlaksızlığa şahit olmak daha da üzücü.

Hayırseverler, yol kenarlarına, piknik alanlarına, insanlar, hayvanlar su içsin, su ihtiyaçlarını karşılasın diye çeşmeler yaptırmış ama etrafına bir bakıyorsunuz çöp deryası. Su içmeye içiniz kaldırmıyor…

Ayıp değil mi, insana yakışır mı bu rezalet? Bunu yapanlara yazıklar olsun…

Oysa bunu yapanların hepsinin altında son model arabaları var. Çöplerini arabalarına koyup, şehre indiklerinde çöp konteynırlarına atabilirler, ya da uygun bir yerde iyice yakıp imha edebilirler.

Yiyecek atıkları zaten doğada toprağa karışıp gidiyor, ya da hayvanlar tarafından yeniyor. Ama ambalaj atıkları öyle değil. Onları doğaya atamazsınız arkadaş.

Kendi çöplerini arabanıza almaya kıyamayanlar, peki çöplerinizi güzelim ormanlara, su yataklarına, yol kenarlarına fırlatıp atmaya, bu güzel doğamızı kirletmeye nasıl kıyıyorsunuz?

Hiç mi vicdanınız sızlamıyor?

Hiç mi kendinizden utanmıyorsunuz?

Adam diye gezmeye karakteriniz nasıl el veriyor?

El insaf be kardeşim. Hiç size bu yakışıyor mu? Ya da siz bunu kendinize nasıl yakıştırıyorsunuz?

Böyle yapacaksanız gelmeyin köylere. Gelmeyin kardeşim….

Gelmeyin ya!

Yıllarca görev yaptığım kurumlarda, sanat atölyelerinde, tiyatro kurslarında köylerinize sahip çıkın, köylerinizi ziyaret edin diye telkinlerde bulundum hep.

Ama demek istediğim, köylere gidip oraları da mahvedin, kirletin değildi.

Eğer öyle yapanlar akrabamda olsa, eşim dostumda olsa, öğrencilerimde olsa, gitmesinler köye.

Gitmesinler kardeşim… Gitmesinler…

Köylerin, kıymetini bilen canlara ihtiyacı var. Doğa katillerine değil…

Şehirleri hoyratça kullanıp kirletiyorsunuz, bari ata topraklarımız temiz, pak kalsın.

Köylerimizin, köy muhtarlarının sizin pisliklerinizi temizleyecek imkanları yok.

Mecburiyetleri de yok…

Böyle bir yazıyı neden yazma gereği duydum?

Köyde fırsat buldukça ailemizle, sevdiklerimizle köyümüzde doğal yerlere, hatta yakın köylerin doğal köşelerine piknik yapmaya gittik ve gittiğimizde gördüğümüz manzara içimizi derinden acıttı.

İnsan olan bunu yapmaz dedirtti…

Güzelim yerler pislik içerisinde bırakılmış, her yer çöp, alkollü içecek şişeleri.

Biz toplayabildiğimiz kadarını yakıp imha ettik, ama derelerin içine inme imkânımız ne yazık ki yoktu.

Eğlenirken eğleniyorsunuz, zaten eğlenmeye geldiniz, bu çok güzel, ama çöplerinizi, pisliklerinizi de imha edin be kardeşim. Bu sadece birkaç dakikanızı alacaktır. Bir daha geldiğinizde aynı yerde tekrar oturabilin, sizden sonraki gelenlerde oturabilsin.

Ne olur yaşadığınız, gittiğiniz doğaya, insanlara saygı gösterin.

Sadece görünüşünüzle değil, asaletten de insan olun…

Bu yazıyı okuyanlardan belki bazıları bana hak verirken bazıları da kızacak, çok bilmiş olarak adlandıracak. Belki bana hakaret, belki de küfredecek edecek…

Bu konuda kimin ne düşündüğü umurumda değil. Memlekete zarar verecek herkesi sonuna kadar eleştirir, uyarıda bulunurum. Bu bir insani görevdir.

Keşke kirletenler olmasa da bizde bunları yazmak yerine sadece doğanın güzelliğini yazsak.

Zaten doğayı seven, ona saygıyla davran kişilere değil sözüm. Bu yazıya bir kişi alınıyorsa bilin ki bu konuda hatası, eksiği vardır. Dileriz ki bu hataları bir daha tekrarlamaz, yapan kişilere de karşı gelir.

Bu yazdığım konu biliyorum ki sadece benim köyüm için geçerli değil, birçok köyde, tatil ve piknik alanlarında bu sorun yaşanıyor.

Dışkısını yapan kedi bile üstünü topraklar örterken, insanoğlu hiç mi bundan ibret almaz arkadaş?

Hani insanoğlu yaratılan en yüce varlıktı?

Acaba biz insanlığımızı mı kaybediyoruz?

Temizlik imandan geliyorsa, nerde kaldı bu iman.

Vesselam…

Erdem KAYA / 15.08.2026

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 25 Ağustos 2026, 08:33

    Emeğine yüreğine sağlık kardeşim çok güzel zevkle okudum teşekkür ederim .